Nikâhın tescili şart mıdır?

İslami hükümlere göre nikâh, evlenme ehliyetine sahip ve evlenmelerinde
dinî açıdan bir engel bulunmayan kadın ile erkeğin
(veya vekillerinin) şahitlerin huzurunda birbirleriyle evlenmeleri
konusunda karşılıklı rızalarını ifade etmelerinden (icap
ve kabulden) ibaret bir akittir.
İslam’ın belirlediği rükün ve şartlar gözetilerek akdedilen nikâh
geçerlidir. Ancak evlilik işinin bir düzene sokulması ve evlenecek
olanların gerekli şartları taşıyıp taşımadığının denetlenmesi bakımından Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminden bu yana
nikâhlarda aile büyüklerinin hazır olması, bir hutbe îrâd edilmesi/
dua yapılması ve bu arada bir düğün yemeği (velîme) verilmesi
evliliğin müstehapları olarak uygulanmıştır.
Tescil gibi bir şekil şartı ilgili özel nasslarda yoksa da, insanların
dinî gayretlerinin azaldığı, hak mefhumunun göz ardı edildiği
günümüzde eşlerin hukukunun zayi olmaması için nikâhın
tescili önemlidir. Çünkü evlilik bağının doğurduğu; mirasçılık,
nafaka yükümlülüğü, doğacak çocukların nesebi gibi hukuki
sonuçlar vardır. Bunlar da ancak evliliğin tescili ile mümkündür.
Dolayısıyla insanlar nikâhı tescil ettirmekten kaçınmamalıdırlar.
Nitekim Osmanlı Ceza Kanununun 1 Kasım 1916 tarihli
değişik 200. maddesinde, tescil etmeden nikâh kıyanlar için
1 aydan 6 aya kadar hapis cezası öngörülmüştür. 1917 tarihli
Hukûk-ı Aile Kararnamesi de nikâh kıyılmadan önce keyfiyetin
ilanını öngörmektedir [Madde, 37]. Ancak dinin öngördüğü
şartlara uygun olarak kıyılıp da resmen tescil edilmeyen nikâhı
dinen geçersiz saymak da mümkün değildir.(diyanet)