Namaz Kılmayanın Velayeti

Elhamdülillahi Rabbil Alemin,
Salat ve selam âlemlere rahmet olan Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav)’e, ailesine, ashabına ve kıyamete kadar onun yolundan gidenlerin üzerine olsun.

Soru:

Şeyh İbn-i Useymin’in bir fetvasını işittim, fetvasında şöyle diyor; bir kimse namaz kılmıyorsa, kızının nikâh akdinde veli olamaz. Bu fetva sahih midir? Âlimlerin, namaz kılmayan kimsenin küfrü hakkında; dinden çıkaran büyük bir küfür müdür? Yoksa dinden çıkarmayan küçük bir küfür müdür, diye ihtilaf ettikleri gibi, bu meselede de ihtilaf var mıdır?

Cevap:

Durum ne olursa olsun kâfir bir kimsenin Müslüman üzerinde velayeti yoktur. Kâfir bir kimsenin velayeti sahih değildir. Dolayısıyla Müslüman bir kimseyi evlendiremez. İbni Kudame, “Muğni” adlı eserinde şöyle demektedir; Ehli ilmin icmasıyla her ne halde olursa olsun kâfirin Müslüman üzerinde velayeti yoktur. İmam Malik, İmam Şafii, Ebu Ubeyde ve Ehli ra’yin görüşü bu yöndedir.

İbnü-l Münzir; bu görüş, ilim aldığım herkesin üzerinde icma ettikleri görüştür. Çünkü rabbimiz; “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir” buyurmaktadır. Ama fasığın Müslüman üzerindeki velayeti konusunda ilim ehli ihtilaf etmişlerdir ve bu konuda iki görüş vardır; Birinci görüş; adalet, velayetin sabit olması için şarttır. Bu imam Şafinin iki görüşünden birisidir. Ayrıca bu imam Ahmed’in de görüşüdür. Çünkü bir hadisi şerifte şöyle buyrulmaktadır; “İki adil şahit ve mürşid bir velisiz nikâh olmaz” buyrulmaktadır. (Beyhaki, Sünen)

İkinci görüş; adalet, velayet hususunda şart değildir. Dolayısıyla fasığın velayeti altında yapılan nikâh sahih olur. Bu İmam Malik, Ebu Hanife ve imam Şafinin iki görüşünden birisidir. Ayrıca İmam Ahmed, İbni Teymiye ve öğrencisi İbni Kayyim’inde görüşüdür. İbni Kudame, “Muğni” adlı eserinde şöyle demektedir; Bu görüş İmam Malik, Ebu Hanife ve imam Şafinin iki görüşünden birisidir. Çünkü fasık bir kimsenin kendi üzerinde velayeti vardır dolayısıyla adil bir kimse gibi başkasının üzerinde de velayet hakkına sahiptir.

Zira velayetin sebebi akrabalık ve kızın iyiliğini gözetmektir. Akraba olan yakında, kızın iyiliğini istemede en önde gelen kişidir. Bundan dolayı adil bir kimse gibi velayetini alabilir. İlim ehlinin cumhurunun seçmiş olduğu bu ikinci görüş yani fasıklık velayetin düşmesine sebep olmaz görüşü, doğruya en yakın görüştür. Bir baba ne kadar fasık olursa olsun, kızına olan şefkat ve rahmetinden dolayı daima kızını iyiliğini ve çıkarlarını düşünür. İlim ehlinin beyan etmiş olduğu görüşlerinin arasında, sahih olan namazı tamamen terk edenin kâfir olacağıdır. Bu konuda ki ihtilaflar malumdur. Bunun için fıkıh Kitaplarına bakılabilir.

Namazı tamamen terk eden kimse kâfir olduğundan dolayı nikâhta velayeti kalmaz. Çünkü kâfir bir kimsenin Müslüman kimsenin üzerinde icma ile velayet yoktur. Bu görüş İbni Useymin’in, “Fetava Nur Ala Derb” kitabında tercih etmiş olduğu görüştür. Kitapta şöyle demektedir; bir kimse namaz kılmıyor ise, hiçbir kızının nikâh akdini gerçekleştiremez. Eğer bu baba nikâh akdini yaparsa nikâh fasit olur. Çünkü bir kişinin Müslüman bir kimse üzerine veli olabilmesi için Müslüman olması gerekir.

Fakat biz burada birkaç tembihte bulunmak istiyoruz;

  1. Namaz kılmayan kimsenin kâfir olma meselesi, ilim ehli bu ihtilaflı bir mevzudur. Bu dikkat edilmesi gereken en önemli meseledir.
  2. İlim ehlinin cumhurunun tercih etmiş olduğu görüş; fasığın velayetinin geçerliliğidir. Nitekim bizim de tercih ettiğimiz görüş budur.
  3. Namazı terk etme masiyeti her yeri kaplamış ve yaygınlaşmıştır. Hatta neredeyse bir kadın namaz kılan baba, dede, amca, kardeş bulamamaktadır. Şikâyet kendisine arz edilecek ancak Allah tır…
  4. Namaz kılmaması sebebiyle, bir babanın veya diğer yakınların, kızın üzerindeki velayetinin kalkmasına binaen terettüp edecek mefsedetler oldukça tehlikeli ve büyüktür. Bundan dolayı bu mefsedetler bir kızın hayatını tamamen söndürebilir ve yıkabilir. Özellikle bizim Arap toplumumuzda durum böyledir.
  5. Velayet hususunda göz önünde bulundurulması gereken bir diğer husus ise; kız için ihtiyatlı davranış içerisine girmek, kızın çıkar ve iyiliğinin gözetilmesidir.
  6. Yaşamış olduğumuz memleketlerde namaz kılmayan kimsenin velayet hakkı düşürülmemektedir.

Bu konuda benim tercih ettiğim görüş; bir kızın; namazı terk eden bir babanın velayet hakkını düşürme hakkına sahip olmasıdır. Namaz kılmayan bir babadan velayet hakkı düşer ve en yakın erkek akrabaya velayet hakkı geçer. Şayet kız, bu halde babasının velayetine rıza gösterirse, nikâh akdi sahih olur ve dolayısıyla sahih bir nikâhtan kaynaklanan bütün hak ve hukuklar bu nikâh neticesinde da terettüp eder. Bundan dolayı, Müslüman kadınların nikâhlarında, iffet ve namus meselelerinde ve böyle bir nikâh sonucu dünya ya gelen çocuklar hakkında konuşulmamalı ve eleştiri yapılmamalıdır.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

Kaynak: Nakil Kürsüsü