Müt’a nikâhı olarak bilinen nikâhın dinî hükmü nedir?

Sözlükte “menfaat, faydalanma” gibi karşılığı olan müt’a kelimesi
aile hukuku bağlamında; “erkek ve kadının üzerinde anlaştıkları
bir ücret karşılığında belli bir süre birbirlerinin cinselliklerinden
yararlanmak amacıyla yaptıkları geçici evlenme
akdi” anlamında kullanılmaktadır.
İslam öncesi Cahiliyye toplumunda bilinen bu nikâh çeşidi, İslam’ın
ilk yıllarında bazı zorunluluklara ve hukuk kurallarını
belli bir sürece yayma (tedrîcilik) ilkesine bağlı olarak nadiren
uygulanmış, fakat bir süre sonra Hz. Peygamber tarafından kesin
ifadelerle yasaklanmıştır.
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) şu sözleri, müt’a nikâhının hükmü
konusunda tartışmaya yer bırakmayacak ölçüde açıktır: “Ey insanlar!
Ben size kadınlarla müt’a nikâhı yapmanız konusunda
izin vermiştim. Şüphesiz Allah bunu kıyamete kadar haram kılmıştır.
Kimin yanında müt’a nikâhıyla bulunan bir kadın varsa
onu bıraksın…” [Müslim, Nikâh, 21, 22, 27; Müsned, III, 406; bk., İbn Mâce,
Nikâh, 44]. Hz. Ali’nin (r.a.) bildirdiğine göre, Nebî (s.a.s.) 7/628
yılındaki Hayber savaşı sonrasında müt’a nikâhını yasaklamıştır
[Buhârî, Nikâh, 31; Müslim, Nikâh, 29-32; İbn Mâce, Nikâh, 44; Muvatta, Nikâh,
41]. Söz konusu yasak, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Müslümanlarla
son büyük buluşması olan Veda haccında onun tarafından birkere daha kesin bir dille vurgulanmıştır [Buhârî, Meğâzî, 38; Müslim,
Nikâh, 25-30; Ebu Dâvûd, Nikâh, 14; Müsned, 3/404].
Müt’anın yasaklandığı rivayetlerin bir kısmının kendisinden
geldiği Hz. Ali’nin (r.a.) bu konuda ihmalleri olan ashabı uyardığı
da kaynaklarımızda nakledilmiştir [Müslim, Nikâh, 31-31; Tirmizî,
Nikâh, 29, Müsned, I, 142]. Bu açık hadislere ek olarak Hz. Âişe (r.a.)
ve Abdullah b. Abbas (r.a.) başta olmak üzere bazı sahabîler,
“Onlar ki, ırzlarını korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin altında
bulunanlar bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi
aşanlardır.” [Mü’minûn 23/5-7] ayetlerinin nazil olmasıyla müt’a
nikâhının yasaklandığını ifade etmişlerdir [Tirmizî, Nikâh, 28; Beyhakî,
es-Sünenü’l-Kübra, Nikâh, VII, 207]. Diğer taraftan Hz. Ali ve Abdullah
b. Mes’ud talak, iddet ve miras ayetlerinin müt’ayı kaldırdığını
söylemişlerdir.
Birbirini teyit eden bu bilgilere ve sahabe toplumundaki yerleşik
algıya ve uygulamaya dayanan bütün mezhepler ve müctehidler,
müt’a nikâhının bâtıl olduğu yani dinen ve hukuken
hiçbir geçerliliğinin bulunmadığı hususunda görüş birliği içindedirler.
Bu birlikteliğin tek istisnası Şîa’nın Caferiyye koludur.(Diyanet)