Lokman oğluna öğüt vererek: “Ey oğulcuğum! Allah’a eş koşma, doğrusu eş koşmak, büyük zulümdür” demişti

Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdülillahi Rabbil Alemin,

Salat ve selam âlemlere rahmet olan Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav)’e, ailesine, ashabına ve kıyamete kadar onun yolundan gidenlerin üzerine olsun.

Besairu’l Kur’an Tefsiri

Lokman (a.s) oğluna nasihat ediyor, vaaz ediyor ve şöyle buyuruyordu: Elbette şu anda o değerli atamızın oğulları olarak bu nasihatlerin, bu vaazların bize de yapıldığının bilinci içinde inşallah bu âyetleri ele alalım. Rabbimizin anlatımı içinde atamızın nasihatlerine iyi kulak verelim, îman edelim ve amele dönüştürelim inşallah. Çünkü tamam, bizler nesep olarak bizden yüzyıllar önce yaşamış Lokman atamızın oğulları olamayız, ama yol olarak, sistem olarak, inanç olarak Onun oğullarına vasiyetleri aynen bizi de bağlamaktadır. Zaten bunun için anlatıyor ya kitabında Rabbimiz bize. Rabbimiz kitabında bunu anlatırken elbette Lokman (a.s) ın oğluna yüklediği bu yükü bizim üzerimize de yüklüyor. Bunlarla bizi de sorumlu tutuyor.

 

Hatırlayın Lokman (a.s) oğluna şöyle nasihat ediyordu: Ey oğlum, ey oğulcuğum, zinhar Allah’a şirk koşma. Allah’a zatı, sıfatları, fiilleri konusunda asla ortak tanıma. Allah’ın yetkilerine sahip başka ortaklar kabul ederek sakın Allah’a yetki sınırlaması getirme. Rab olarak, İlâh olarak, Melik olarak sadece Allah’ı bil, sadece Allah’ı kabul et. Hayatının tüm konularında, hayatının tüm problemlerinde, hayatının tüm birimlerinde varlığının başlangıcından sonuna kadar kulluğun, itaatin, teslimiyetin sadece Allah’a olsun, hiç bir varlığı O’na ortak ederek şirk koşma.

 

Tüm peygamberlerini bununla uyarmıştır Rabbimiz. Eğer şirk koşarsanız tüm amelleriniz boşa gitmiştir buyurmuştur. Tüm peygamberlere dediğinin aynısını bize de söylüyor Rabbimiz. Peygamberler nasıl şirke düşmemişlerse bizler de asla şirke düşmeyeceğiz. Hayatın temel yasası budur.

 

Şirk en büyük zulümdür. Şirk zulümlerin en büyüğüdür. Zulüm bir kimsenin hakkını gasp etmektir. Şirk ise Allah’ın hakkını gasp etmektir. İnsan üzerinde en büyük hak sahibi onu yaratan, onu yoktan var eden, her şeyini ona lütfeden Allah’tır. Allah’tan daha büyük hak sahibi olamaz. En baş hak Allah’tır ve tüm diğer haklar Allah’a bağımlı olarak gündeme gelir. Meselâ Kur’an haktır, ama onun hak oluşu Allah’tan gelişi sebebiyledir. Peygamber haktır, ama Allah’tan gelişi sebebiyle haktır. Âhiret haktır, ama Allah hak dediği için haktır. İşte Allah’ın haklarını yeryüzünde kısıtlamak, gasbetmek, o hakkı O’ndan alıp başkalarına vermek zulümlerin en büyüğüdür.

 

Ey Allah’ım, tamam, göklerin sahibi Sensin, gökler Senin olsun, ama yeryüzüne karışmayacaksın. Sen benim bedenimin, vücudumun sahibisin, ama irademe karışmayacaksın. Namazıma, orucuma, haccıma karışırsın ama, hukukuma, eğitimime, kılık kıyafetime, kazanmama, harcamama karışmayacaksın. Sen kalbimin, Sen damarlarımın, Sen saçlarımın sahibisin, ama aile hayatıma karışamazsın demek zulümlerin en büyüğüdür. Bundan daha büyük bir zulüm düşünülemez.