Kalem Suresi

8. Ayet: Öyleyse yalanlayanlara (yalancılara) itaat etme.

Dini yalanlayanlara ve yalancılara uyma şeklinde tefsir ediliyor. Peygamberimize eğer sen onlara az bir meyil etseydin biz sana kat kat azap tattıracaktık sen Rabbin rahmeti sayesinde onlara uymuyorsundiyor.

Bizde Allah’ın Peygamberine ve dinine bu şekilde hitapta bulunanlara ve taviz vermemizi isteyenlere itaat etmemeliyiz ve boyun eğmemeliyiz. Eğer onlara az bir meyledersek Allah bize bu dünyada azap tattıracaktır. Çok iyi ve güzel yaşamamız da bir azaptır çünkü dert ve sıkıntılar sayesinde Allah’a yakınlaşırız. Kâfirlere, müşriklere meyletmemek için bol bol dua etmeli ve günahlarımızdan tövbe etmeliyiz.
9.Ayet: Onlar senin müsamaha göstermeni temenni ettiler (istediler), o zaman onlar da müsamaha göstereceklerdi.

Müşrikler Peygambere 1 yıl sen bizim taptıklarımıza 1 yıl biz senin taptığına itaat edelim diyorlar. Dinde müsamaha göstermemizi istiyorlar. Günümüzde de siz kendi aranızda, içinizde dini yaşayın ama yeryüzüne demokrasi hakim olsun Allah’ın hükmünü istemeyin, cihad etmeyin diyorlar.

Ama Allah “sen onlara uyma” diyor. Ilımlı Müslüman istemiyor, Müslümanın uyanık olmasını ve tavizlere kapalı olmasını istiyor.

10- 14.Ayet: Lüzumsuz yere çok yemin edenlerin hiçbirine itaat etme. Devamlı kusur arayanlara, lâf taşıyanlara (itaat etme). Hayrı devamlı engelleyenlere, haddi tecavüz eden günahkârlara (itaat etme). Kötülük yapan zorbalara, bundan başka haram yiyen günahkârlara (itaat etme). Mallara ve oğullara sahip olmaları (sebebiyle onlara itaat etme).

Allah’ın dininden taviz vermek insanı zelil eder. Mesele namazı kılıp kılmamak değil mesele islamdan taviz vermektir. Başkasının sahip olduğu bir şeyden taviz veremeyiz tıpkı sahibinin Allah olduğu islamiyetten taviz veremeyeceğimiz gibi. Sen onlara uyma onların şeytanı senin cehenneme gitmeni isterler.

15. Ayet: Ona âyetlerimiz okunduğu zaman: “(Bunlar) evvelkilerin masalları.” dedi.

Günümüzde de Dinden, İslamiyetten bahsettiğimizde müşrikler bunlar öncekilerin masallarıdır ya da Arap kanunları gibi sözler söylerler ve seni bu şekilde sisteme entegre etmeye çalışırlar sende verdiğin imtiyazla sisteme dahil olursun. Allah bize müminlerin canlarını ve mallarını ahiret yurdu için satın aldık der biz ise dünyaya bir kere geldik deriz, onlara uyarız ve hüsrana uğrarız.

16. Ayet: Biz yakında onun burnu üzerine damga basacağız.

Allah bu şekilde söyleyenlere, dini yalanlayan yalancılara ne yapacağını bu ayette bize bildiriyor.

 

17. Ayet: Biz, vaktiyle o bahçe sahiplerini denediğimiz gibi bunları da denedik. Hani sabah olunca; onu mutlaka devşireceklerine ve biçeceklerine yemîn etmişlerdi.

18. Ayet: Bir istisna da yapmıyorlardı.

19. Ayet: Ama onlar daha uykuda iken, Rabbının katından gönderilen bir salgın onu sardı da,

20. Ayet: O kupkuru kesildi.

21. Ayet: Sabah erken birbirlerine seslendiler;

22. Ayet: Mahsûllerinizi devşirecekseniz erkence çıkın, di­ye.

23. Ayet: Ve gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

24. Ayet: Sakın bugün hiç bir yoksul çıkmasın karşınıza ve oraya girmesin, diye.

25. Ayet: Güçleri yetermiş gibi erkenden gittiler.

26. Ayet: Onu gördüklerinde dediler ki: Herhalde biz yan­lış geldik.

27. Ayet: Hayır, belki de biz, mahrum bırakıldık.

28. Ayet: Ortancaları dedi ki:. Ben, size demedim mi? Teş­bih etmeli değil miydiniz?

29. Ayet: Dediler ki: Tesbîh ederiz Seni Rabbımız, gerçek­ten biz zâlimlerden olmuşuz.

30. Ayet: Şimdi birbirlerini yermeye başladılar.

31. Ayet: Dediler ki: Yazıklar olsun bize, doğrusu biz, az-gmlardanmışız.

32. Ayet: Belki   Rabbımız bize bundan daha   iyisini verir. Doğrusu biz, artık Rabbımızdan dilemekteyiz.

33. Ayet: Azâb işte böyledir. Fakat âhiret azabı elbet daha büyüktür. Keski bilmiş olsalardı.

Bahçe Sahipleri hakkında bir kıssa anlatılmaktadır.

“Rivayete göre bu bahçe, Yemen diyarındaki San’a’dan iki fersahlık bir mesafede bulunmuştu. ilk sahibi salih bir zat idi, bu bahçenin mahsulatından fakirlere bir çok şey bırakırdı. Vaktaki kendisi vefat etti, oğulları babalarına muhalif bir harekette bulundular. “Eğer babamız gibi biz de mahsulattan fakirlere bir şeyler bırakırsak bir ihtiyaç içinde kalırız, biz mahsulatımızı erkenden toplayalım ki: Yoksullar bundan haberdar olup gelmesinler” demişler ve bu kararlarını yemin ile te’kit etmişlerdir.

Bu bahçe sahipleri, mahsulatı toplayacaklarına dair yemin ediyorlardı, fakat bir istisnada bulunmuyorlardı, yani; İnşallah demiyorlardı. Nimetleri kendilerinin sandılar, Allah’ın nimeti olduklarını ve onun tasarrufu olduğunu düşünmediler. Allah’ın verdiği nimet konusunda Rabbe şükretmeyi unuttular ve işlerini kesin gördüler. Her hayırlı iş için niyet ettiğimizde inşallah demeliyiz.