İstiaze Ne Demektir ?

Allah Teala buyuruyor ki: “Sen af yolunu tut, ma’rufu emret ve cahillerden yüz çevir. Şeytan seni dürtecek olursa Allah’a sığın. Şüphesiz ki O, Semi’dir, Alim’dir.” (A’raf, 199-200)

“Sen kötülüğü en güzelle defet. Onların nitelendirmekte olduklarını biz çok daha iyi biliriz. Ve de ki: “Rabbim şeytanların kışkırtmasından sana sığınırım.” (Mü’minun, 96 – 97)

“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen fenalığı en iyi bir şekilde sav gereceksin ki; seninle arasında düşmanlık bulunan kişi, yakın bir dost gibi oluvermiştir. Bu, ancak sabredenlere vergidir. Ve bu, ancak o büyük hazzı tadanlara vergidir. Şeytan seni bir vesvese ile dürtecek olursa, Allah’a sığın. Doğrusu O; Semi’, Alim olanın kendisidir.”» (Fussilet, 34-36)

Bu üç ayet —ki aynı konuda bir dördüncüsü yoktur— Allah Teala insan cinsinden olan düşmanlara iyi davranarak, onların aslen iyi olan tabiatlarına dönerek arınmalarını sağlamaya çalışmayı emretmektedir. Buna karşılık şeytan cinsinden olan düşmandan Allah’a sığınmayı buyurmaktadır. Çünkü o, iyi davranmayı ve ihsanı kabul etmez. Şeytan; insanlığın atası Hz. Adem ile aralarındaki şiddetli düşmanlıktan dolayı, onun evladının helakini ister. Nitekim Allah Teala bu konuda şöyle buyuruyor : «Muhakkak ki şeytan sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu düşman edininiz. O, taraftarlarını ancak çılgın ateşli alevin yaranı olmaya çağırır.» (Fatır, 6)

Şeytan, atamız Adem (a.s.)’e yemin ederek kendisine öğüt verenlerden olduğunu belirtmiş ve yalan söylemiştir. Ona karşı muamelesi böyle olduğuna göre bize karşı nasıl olacaktır?

«Hani meleklere : “Adem’e secde edin” demiştik de İblis’ten başka hepsi secde etmişti. Oysa, cinlerden olduğu için Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştır. Şimdi siz beni bırakıp ta size düşman olan, onu ve soyunu mu dost ediniyorsunuz? Zalimler için ne kötü bedeldir bu.» (Kehf, 50)

«Kur’an okuyacağın zaman önce, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. Doğrusu inananlar ve yalnız Rablarına güvenenler üzerinde onun bir nüfuzu yoktur.» (Nahl, 98-99)

«Ancak içlerinden senin samimi kulların müstesna.» (Sad, 83)

Kurra’dan bir grub ve diğerleri dediler ki; kıraetten sonra istiaze gerekir. Onlar ayetin zahiri siyakına bağlandılar ve İbadetten fariğ olduktan sonra hayreti defetmek için böyle dediler. Cumhur’un üzerinde birleştiği meşhur görüş ise, tilavetten önce istiaze çekilmesidir. Böylece vesvese verenin (şeytanın) defi sağlanır. Onlara göre : «Kur’an okuyacağın zaman önce, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.» (Nahl, 98) ayetinin manası Kur’an okumak istediğin zaman şeklindedir. Bu konuda Rasulullah (s.a.)’dan pek çok hadis delil getirilmiştir.

İmam Ahmed İbn Hanbel (Rahmetullahi Aleyh) der ki: Bize Ebu Said el-Hudri’den rivayet etti. (Ebu Said dedi ki) Rasulullah (s.a.) gece kalkınca namaza başlar ve tekbir getirir sonra (Sübhaneke)yi okur üç kerre «La ilahe illallah” derdi. Sonra «Şeytanın aldatmacasından, üfürmesinden ve okumasından Alim ve Semi olan Allah’a sığınırım» derdi. Hadisin metninde geçen «hemz» ölüm ve boğulmayla «nefti» kelimesi kibirle «nefs» kelimesi şiirle tefsir edilmiştir.

Ebu Davud ve İbn Mace : Rasulullah (s.a.)’in namaza başlarken üç kerre Allahü Ekber Kebiran üç kerre Elhamdülillahi kesiran, üç kerre Subhanallahi bükraten ve asilen dediğini sonra, «Allah’ım, şeytanın hemzinden, nefhinden ve nefesinden Sana sığınırım buyurduğunu gördüm.» Amr der ki, hemz ölümdür, nefh kibirdir, nefs ise şiirdir.

Ubeyy İbn Ka’b (r.a.)’dan nakletti ki, o şöyle demiş : Rasulullah (s.a.)’m huzurunda iki kişi birbiriyle çekişti, içlerinden birisinin kızgınlıktan burnu kızardı. Rasulullah (s.a.) buyurdu ki: Ben öyle bir şey biliyorum ki eğer onu söyleseydi içinde bulunduğu hal giderdi. Sonra devam etti ve «kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım» dedi.

İmam Buhari der ki; Süleyman İbn Şart (r.a.)’dan nakletti ki; iki kişi Rasulullah (s.a.v)’in yanında birbirine küfretmişti, biz de onun yanında oturuyorduk. Diğeri arkadaşına kızarak küfrediyordu ve kızgınlığından yüzü kıpkırmızı olmuştu. Rasulullah (s.a.v) buyurdu ki : «Ben öyle bir kelime biliyorum ki onu söylese kızgınlığı geçer, eğer “kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.” deseydi kızgınlığı giderdi.» Orda bulunanlar adama Rasulullah’ın ne dediğini duymuyor musun? dediklerinde, ben deli değilim diye karşılık vermişti. Bu hadisi Müslim, Ebu Davud, Nesei müteaddit yollarla A’meş’ten naklederler.

Rivayete göre Rasulullah (s.a.v)’a ilk Kur’an nazil olduğunda Cibril (a.s.) «Euzü Besmele» çekmesini emretmiştir. Nitekim İmam Ebu Ca’fer İbn Cerir el-Taberi… Abdullah İbn Abbas’tan nakleder ki Hz. Cibril’in Hz. Peygambere indirdiği ilk buyruk : «Ya Muhammed istiaze et»’dir. Bunun üzerine Hz. Peygamber «Koğulmuş şeytandan, Semi’ ve Alim olan (Allah) a sığınırım» demiştir. Sonra «Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla» demiş, «Yaratan Rabbının adıyla oku» buyurmuştur. Abdullah İbn Abbas der ki Allah’ın Cibril lisaniyle Hz. Muhammed’e indirmiş olduğu ilk sure budur. Bu hadis gariptir, ancak biz bilinmesi için zikrettik. Çünkü isnadında zaaf ve inkıta’ vardır. Şüphesiz ki en iyi bilen Allah’tır.

İstiazenin manası şudur: Ben koğulmuş olan şeytanın dinim ve dünyam konusunda bana zarar vermemesi, emrolunduğum bir fiilden beni alıkoymaması, yasaklandığım bir fiili yapmaya teşvik etmemesi için Allah’ın huzuruna sığınıyorum. Şeytandan insanı ancak Allah korur. Bunun için Allah Teala insan türünden şeytanlara iyi davranıp, onun tabiatındaki kötülüğü geri döndürmeyi emretmiştir. Aslında (insandan olan şeytanın) tabiatında iyilik vardır, kötülük onu rahatsız eder, Allah Teala cin (türünden olan) şeytandan kendisine sığınmayı emretmiştir. Çünkü o rüşvet kabul etmez ve ona iyilik tesir etmez. Zira onun tabiatı kötüdür. Onu senden ancak onu yaratan alıkoyabilir. Nitekim A’raf suresinde Allah Teala şöyle buyurmaktadır : «Sen af yolunu tut, ma’rufu emret ve cahillerden yüz çevir.» (A’raf, 199) Bu ayet insan türünden düşmanlarla alakalı davranışları belirtmektedir. Sonra şöyle buyurulmuştur : «Şeytan seni dürtecek olursa şüphesiz ki O, Semi’dir, Alim’dir.» (Fussilet, 36)

Mü’minun suresinde ise şöyle buyurulmuştur : «Sen kötülüğü en güzelle def et. Onların nitelendirmekte olduklarını biz çok daha iyi biliriz. Ve de ki: “Rabbim, şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım.”» (Mü’minun, 96-97) Fussilet suresinde ise şöyle buyuruluyor: »İyilikle kötülük bir olmaz. Sen fenalığı en iyi şekilde sav. O zaman göreceksin ki seninle arasında düşmanlık bulunan kişi, yakın bir dost gibi oluvermiştir. Bu, ancak sabredenlere vergidir. Ve bu, ancak o büyük hazzı tadanlara vergidir. Şeytan seni bir vesvese ile dürtecek olursa Allah’a sığın doğrusu O; Semi’, Alim olanın kendisidir.» Fussillet 34-36)