Hz Peygamber’i müdafaa etmek

Önyargı taşıyanların, münafıkların, ayaktakımının, ve sırf müminlere eziyet olsun diye Allahu Teala ile O’nun dini ile ve veli kulları ile muharebe etmek için çeşitli iletişim vasıtalarını kullanarak etrafa zehir saçan kimselerin önüne geçmek gerekir.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Allahü Teala’nın onu koruyor olmasına rağmen ashabından  bazılarını müşriklere karşı kendisini koruması için görevlendirmiş ve şöyle buyurmuştu; “Bizi savunan kimseye Cennet vardır.” (Müslim)

Peygamber sallallahu vesellem bineğinde uyurken 3 defa düşecek gibi oldu. Bu durumu gören Ebu Katade radıyallahu anh destek olup Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i uyandırmadan doğrulttu. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem; “Nebi’sini koruduğun için Allah da seni korusun” diye dua etti. (Müslüm)

Rasulullah Sallallahu Aleyhisselam kureyza günü Hassan bin Sabit’e; “Müşrikleri hicvet zira Cebrail seninle beraberdir” buyurmuştur. (Buhari)

Hassan bin Sabit radıyallahu anh bir defasında şöyle demişti;

“Babamın annemin ve benim Şeref ve namusumuz,

Muhammed’in Şeref ve onurunu sizden koruyan bir kalkandır.”

Peygamber Sallallahu Aleyhi sellem’i ve Ehlibeyt’ini müdafaa etmek, uğruna çaba gösterilmesi gereken bir şereftir,  güzelliktir. Kendini bilen her müslüman, sünnete ve ehl-i Sünnet dil uzatanlardan ve onların yazılarından insanları sakındı malı ve onlara ifşa etmelidir ki, kalplere şüphe düşürmesinler, zehirlerini yayamasınlar.

Kuşkusuz Allahu Teala resullerin ve dinle yardım edenlerin koruyucusu ve yardımcısıdır. Allahü Teala şöyle buyurmaktadır; “Allah kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir.” (Hac 22/40 ) Yine şöyle buyurmaktadır; “Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında hem de şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.” (Mümin 40/51)

Bu ayet Allahu Teala’yı görmedikleri halde O’na ve Resulü’ne yardım edenlerden bahsettikten sonra Allah’a ve Resulüne yardım etmekle ne kastedildiğini açıkladı. Bundan maksat Allahü Teala’nın dinine yardım etmektir. Allahu Teala ise onların yardımına ihtiyaç duymaz, O kuvvet ve İzzet sahibidir.

Dünyanın neresinde olursa olsunlar ta ki yeryüzünün tamamına Müslümanlar hakim olana kadar mustazafları ve mücahitleri savunmak, onlara canla, malla, kılıçla ve kalemle yardım etmek de Allah’ın dinine yardım etmenin gereklerindendir. Allahu Teala şöyle buyurmaktadır; “Hamdolsun Zikirden sonra Zebur’da da yeryüzüne iyi kullarım varis olacaktır diye yazmıştık.” (Enbiya 22/105)

Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e hayatında irtihalinden sonra tazimde bulunmak, onun yüceliğini farkında olmak, sözlerini ve fiillerin önemini ve değerini idrak etmek, boyun eğerek emirlerini ve yasaklarını yerine getirmekte, onu sevmenin gereklerinden ve alametlerinden biridir. Allahu Teala şöyle buyurmaktadır; “Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ta ki (ey müminler) Allah’a ve Resulü’ne iman edesiniz, Resulü’ne yardım edersiniz, O’na saygı gösterirsiniz ve sabah akşam Allah’ı tesbih edesiniz.” (Fetih 48/ 8-9)

Allahu Teala’nın ve Resullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yasaklarından sakınmak için kararlılık göstermekte yine bu sevginin alametlerindendir. “Köpük atılıp gider. İnsanlara fayda veren şeye gelince; o, yeryüzünde kalır.” (Rad 13/17)