Hani Rabbin; ademoğullarının sülbünden soyunu çıkarmış ve kendilerini nefislerine şahid tutmuş. Ben, sizin Rabbiniz değil miyim? demişti. Onlar da demişlerdi ki: Evet, biz buna şahidiz. Kıyamet günü: Bizim bundan haberimiz yoktu, demeyesiniz.

Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdülillahi Rabbil Alemin,

Salat ve selam âlemlere rahmet olan Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav)’e, ailesine, ashabına ve kıyamete kadar onun yolundan gidenlerin üzerine olsun.

TABERİ TEFSİRİ

Araf 172. ayet

Müfessirler, nakillere dayanarak âyetin zahirî mânâsını almışlar ve Al­lah Teâlâ’nın, bütün insanları zerrecikler halinde Hz. Âdemin sulbünden çıkarıp akıl verdiğini ve onlara, rableri olduğunu ikrar ettirdiğini, daha sonra beşer ola­rak dünyaya gelen insanlardan bir kısmının bu sözlerine sadık kaldıklarını bir kısmının da sözlerinden döndüklerini açıklamışlardır.

Abdullah b. Abbas da Peygamber efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir;

“Allah, Araftta, Âdemin sulbündeki zerreciklerden söz aldı ve onun sul­bünden yarattığı her zürriyeti çıkardı. Onlar, zerrecikler halinde önüne dizdi sonra hepsiyle yüz yüze konuştu ve onlara bu âyetleri bildirdi. [Ahmed b. Hanbel, Müsned, C: 1, S: 272]

Abdullah b. Amr Resulullah’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Âdemin sulbünden, daha sonra meydana gelecek olan insanlar, tarağın, baştan bir şeyleri alması gibi alınıp çıkarıldılar. Sonra Allah onlara: “Ben sizin rabbiniz değil miyim?” diye sordu. Onlar da: “Evet sen bizim rabbimizsin.” dediler. Melekler de kıyamet gününde: “Biz böyle bir şey hatırlamıyoruz” dememeniz için bizler şahidiz.” dediler.

Müslim b. Yesar diyor ki:

“Ömer b. Hattab’dan bu âyet hakkında soruldu. Ömer şu cevabı verdi. “Ben bu âyetin, Resulullah’dan sorulduğunu duydum. Resululullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Şüphesiz ki Allah Âdemi yarattı. Sonra onun sırtını sağı ile meshetti. Âdemden zürriyetler çıkan ve: “Bunları cennet için yarattım, bunlar, cennetlik­lerin amellerini işleyeceklerdir.” dedi ve tekrar Âdem’in sırtını meshetti. Yine ondan zürriyetler çıkardı ve: “Bunları da ateş için yarattım. Bunlar cehennem­liklerin amellerini işleyeceklerdir.” dedi. [Tirmizi, K. Tefsir el-Kur’an sure 8]

Übey.b. Kâ’b’dan bu âyetin izahı hakkında şunları söylediği rivayet edilmektedir:

“Allah, Âdem’in soyundan gelecek olan insanları onun sulbünde topla­mış, onlara can vermiş ve onları şekillendirmiştir. Sonra onları konuşmalarını istemiş onlar da konuşmalardır. Daha sonra bunlardan ahd almış ve bunları, kendi nefislerine şahit tutarak: “Ben sizin rabbiniz değil miyim?” demiş onlar da: “Evet, şahidiz sen bizim rabbimizsin.” diye cevap vermişlerdir. Bunun üze­rine Allah: “Ben de yedi kat göğü ve yedi kat yeri ve atanız Âdemi, kıyamet gü­nünde: “Biz bunu bilmiyorduk.” dememeniz için size karşı şahit tutuyorum. Bi­lin ki benden başka ne bir ilah ne de bir rab vardır. Hiçbir şeyi bana ortak koş­mayın. Ben sizlere, sizden aldığım ahdi size hatırlatacak Peygamberlerimi gön­dereceğim ve sizlere kitaplarımı indireceğim.” dedi. Onlar da: “Senin, bizim rabbimiz ve ilahımız olduğuna, bizim senden başka hiçbir rabbimiz olmadığına şahitlik ederiz.” dediler. Ve böylece ikrarda bulundular. [Ahmed b. Hanbel, Müsned, C: 5, S: 135]

Enes b. Mâlik, Resulullah (s.a.v.)’in bu hususta şöyle buyurduğunu riva­yet etmektedir:

“Allah Teâlâ cehennemliklerden azabı en hafif olana şöyle diyecektir: “Yeryüzünde,ne varsa hepsi senin olsaydı şimdi onlan verip kendini kurtarmak ister miydin?” O kişi ise “Evet” diyecektir. Bunun üzerine Allah ona: “Sen, Âdem’in sulbünde iken ben senden, bundan daha kolayını istemiştim. Bana or­tak koşmamanı istemiştim, fakat sen, ortak koşmaktan direttin.