Hadis İnkarcılarının Görüşleri Nelerdir ?

Sünneti inkar fitnesinin ilk hicri üçüncü asırda ölmesine rağmen aradan yaklaşık on asır geçtikten sonra hicri on üçüncü asırda oryantalistlerin gayelerine uygun olarak bu konuyu gündeme getirmeleri üzerine, İslâm dünyasında yeniden alevlendi. Bu defa ilk olarak İngilizlerin işgali altında bulunan Hindistan’da kendini gösterdi. Burada sünnet/hadis inkarcılığın öncülüğünü oryantalist Sprenger’in arkadaşı ve Kadıyani’nin öncülerinden Seyyid Ahmed Han (1817-1898) yaptı.

Ahmed Han’ın İddiaları:

1- Hz Peygamberin sözlerinin tamamı vahiy değildir.
2- Hz Peygamber hayatındaki birçok olayı Peygamber olarak değil, devlet adamı sıfatıyla yapmıştır.
3- Yaptığı işler ve sözleri Peygamberlik fonksiyonu ile ilgili değildir.
4- Kütübi-Sitte’de birçok uydurma hadis vardır. Hadis kitaplarındaki sözler ravilere ait olup bunlar daha fazla, Müslümanların ilk birkaç kuşağın tarihi yaşantı ve düşüncelerin kaynağını içermektedir.
5- İlk devir hadis alimleri, hadis kaynaklarına giren uydurma rivayetleri fark edememişlerdir.
6- Vahye değil, akla bağlı bir hukukun kabul edilmesi, akla uygun olmadığı görülen hadislerin reddedilmesi ve aklı esas alarak bir hadis tenkid ölçüsünün geliştirilmesi gerekir.
7- Keramet ve mucizelerden bahseden hadisler inkar edilmelidir.
8- Kur’an’a, tecrübeye ve akla ters olan bütün hadislerin atılması gerekir.
9- Kur’an’da diğer Peygamberlere nispetle anlatılan mucizeler tevil edilmelidir.
10- Hadislerde Buhari’dekiler dahil, İslâm’ı ve Peygamberi lekeleyen yönler bulunmaktadır.
11- Zaman ve şartlar değişince Kur’an’ın yeniden yorumlanması gerekir.

Ahmed Han hadis ehliyle mücadele etmek için ehli Kur’an ekolünü kurmuştur.

Mevlevi Cerağ Ali’nin İddiaları:

1- Hz Peygamberin emir ve öğütleri gelip geçici bir özelliğe sahiptir.
2- Kütübi-Sitte’de Hz Peygambere istinad edilen sözler genellikle uydurmadır Bu hadislerle amel etmek, akla ve vicdana ters hareket etmektir.
3- Hz Peygamber bir hukuk sistemi bırakmamış ve telkinde de bulunmamıştır Medeni yada dinin herhangi bir esasını zamana bağlı olarak, müslümanların kendilerinin koymasını istemiştir.
4- Hz Peygamber zamanında uygulanan hukuk, arapların hukuk kurallarını ihtiva eder Buna bağlı olarak Hz Peygambere atfedilen hukuki hadisler genelde uydurmadır.
5- Cihat hakkındaki ayetleri ya tevil yada inkar edilmelidir Hz Peygamberin cihatları, hücuma değil savunmaya yöneliktir Cihat savaşmak değil gayret göstermektir.

Ehli Kur’an Grubunun ünlüleri Abdullah Çakralevi (1914), Ahmed Din (1936), Hafız Muhammed Eslem (1955) ve Gulam Ahmed Perviz (1985) dir.

Ehl-i Kur’an Grubunun İddiaları:

1- Hz Peygambere Kur’an’dan başka vahiy gelmemiştir. Onun görevi sadece Kur’an’ı tebliğdir.
2- Kur’an yeterlidir. Peygamberin tefsirine ihtiyaç yoktur. Dolayısıyla ona uymak gerekmez.
3- Sünnet ve hadisle amel etmek şirktir.
4- Hadisler Müslümanların birliğini yok etmektedir. Hadisler din değil, dinin tarihidir. Sahih hadis sadece Kur’an’a uygun olanıdır. Hadislerin Hz Peygambere nispeti şüphelidir. Zan ifade eder din ise, zan üzere bina edilmez.
5- Kur’anda geçen Resul’e itaattan maksat idarecilere itaattir.
6- O’nun açıklamaları sadece kendi devri için geçerlidir. Bunlarla sadece o devirde amel edilebilir. Sonraki asırlarda bu uygulama son bulmuştur.

Pakistan’da Hadis İnkarcılığı

Ahmet Perviz’in İddiaları:

1- Hz Peygamberin görevi sadece Kur’an’ı tebliğ etmektir.
2- Hz Peygamber Kur’an dışında bir hüküm ortaya koyamaz.
3- Hukuki hadisler Kur’an’ın hükmü ile tezat halindedir.
4- Hz Peygamberin söz ve fiillerini ihtiva eden hadis kitapları dinden bir parça değildir.
5- Hz Peygamberin vefatından sonra bazı kimseler kendi özel istekleriyle bu hadisleri, yazılı vesikalardan değil şifahi olarak toplamışlardır.
6- Beş vakit namaz ve kılınış şekli gibi mütevatir hadisler reddedilmelidir. Kur’anda sadece namazı dosdoğru kılınması emredilmektedir. Bunun şekli ise, devlet idaresine bırakılmıştır.
7- Kur’anda geçen salat kelimesi, Allah’ın emirlerine uymak anlamına gelir. Sadece belirli vakitlerde yapılan bir şekil olmayıp bütün hayat için geçerlidir.
8- Sünnet hukuk kaynağı değildir. (Pakistan Yüksek Mahkemesi Yüksek Hakimi Muhammed Şafii’nin iddiası)

Pakistan’lı Sünnet karşıtlarının önde gelenleri Abdullah Çakralvi (1870-1914), Mevlevi Ahmeddüddin Emratseri (1861-1936) dir.

Fazlür Rahman’ın İddiaları:

1- Hz Peygambere atfedilen hadisler azdır. Ancak genelde ibadetlere ilişkin hadisler, Hz Peygambere aittir.
2- İlk dönemlerde hadislerin büyük bir kısmı, Hz Peygambere ait olmayıp bu ilk nesillere aittir.
3- Hadisler aslında Nebevi Sünnetin yorumlanması sonucu oluşturulan canlı ve dinamik bir yapı arzeden yaşayan sünnetin önüne senet zinciri eklenmek suretiyle Hz Peygamber’e istinat edilmiş formülasyondan başka bir şey değildir. Hadis, genellikle çok kısa olan ve Hz Peygamberin söyledikleri, yaptıkları, tasvip yada reddettikleri veya sahabelerin özellikle yaşlı olanları ve daha özel olarak ilk dört halife hakkında bilgi vermeyi amaçlayan bir haberdir.
4- Hadis, yaşayan sünnetin sözlü bir şekilde yansımasıdır. Veya hadis, Nebevi öğretimin yorumlanmış ruhunu yaşayan sünnet temsil etmektedir.
5- Yaşayan sünnet ise, ilk Müslüman cemaatinin Hz Peygamber modelinin ruhuna uygun olarak ortaya koyduğu tatbikattır. Ya söze dayanan takriri, yada yaşayan gelenektir ki, bu da Hz Peygamber’e dayanır.
6- Sahabe ve tabiinin davranışları da sünnet kapsamındadır.
7- Gayb hadisleri, belli bir gün ve yere işaret eden hadisler uydurmadır.
8- Kelami, siyasi grup ve hizipleşmeyle ilgili ortaya çıkacak haberler uydurmadır.
9- Gelecekte ortaya çıkacak fitneleri bildiren hadisler uydurmadır.
10- Mucizelerden haber veren hadisler de uydurmadır.
11- Mehdi ve mesih’den haber veren, irade hürriyeti ve kaderden bahseden, faizle ribayi aynı gören siyasetle ilgili olan bütün hadisleri ve kıyamet alametlerini haber veren fiten hadisleri uydurmadır.
12- Dinden dönenin öldürüleceği, kelime-i tevhidi getirenin cennete gideceğini bildiren hadisler uydurmadır.
13- Sünnetin Kur’an gibi bağlayıcılığı yoktur.

Fazlurrahman, hadislerin oluşan süreci diye bir gelişme varlığı tezini ortaya atmıştır.

Mısır’da Sünnet İnkarcılığı Hareketi

Mısır’da ilk olarak sünnetsiz İslâm sloganını ortaya atan Mirza Bakir’dir. Ondan etkilenen Tevfik Sıdkı (1929) adındaki bir tıp doktoru ‘İslâm Kur’an’dan ibarettir’ diye bir makaleyi yazdı. Bunu el-Menar dergisinde yayınlatınca Mısır’da büyük tartışmalara sebep oldu. Makalesinde kendisi gibi düşünenleri ‘Kur’ancılar’ diye isimlendirdi

Tevfik Sıdkı’nın İddiaları:

1- Hz Peygamberin bütün yaptıkları ve söylediklerinin hiçbir bağlılığı yoktur veya sadece yaşadığı asırdaki insanları bağlar. Diğer insanlar ise, Kur’an’dan hüküm çıkararak ihtiyaçlarını giderirler.
2- Hz Peygamberin yerleştirdiği hukuk sistemi, belli bir zamana mahsus hazırlık dönemi şeriatıdır.

Hadis inkarcılarından biri de, hicri 1350 yılında Mısır’da sünnetin tarihi ile ilgili bir kitap yayınlayan İsmail Ethem’dir. Buna göre, hadisin temelde varlığı kesin değildir.

Mısır müftüsü Muhammed Abduh’ta sadece Müslümanların üzerinde ittifak ettikleri hadislerin kabul edilmesi, sünnet ve hadisin büyük bir kısmının reddedilmesinin gerekli olduğunu savunur.

Mısır’da ilk olarak, sünnet etrafında ortaya konulmaya çalışılan şüpheleri derleyip toparlayarak bir kitap halinde neşreden şahıs Mahmud Ebu Reyye’dir. Kitabını 1958’de Edvaun ale’s-Sünneti’l-Muhammediye (Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması) ismiyle yayınladı.

Ebu Reyye’nin İddiaları:

1- Hadis külliyatında sahih diye isimlendirilen hadisler azdır.
2- Hz Peygamberin ağzından çıktığı şekliyle nakledilip bize ulaşan hadislerin sayısı da azlıktadır.
3- Sadece kısa hadislerin bazılarında nadiren aslına bağlı olarak kalmış, bir takım lafızlar bulunabilmektedir.
4- Sahih diye tanımladıkları nakledilen hadislerin sıhhatı, aslında ravilerin nazarında olup, söz konusu nakillerin kendilerinde (metinlerinde) değildir.
5- Sünnet, Hz Peygamber ve sahabe zamanında yazılmamıştır.
6- Ebu Hureyre hadis uyduran birisidir.
7- Hadislerin istenileni alma veya bırakma konusunda herhangi bir zorluğu veya günahı yoktur.
8- Mütevatir sünnet, ameli olan sünnetlerdir. Hadislerin tamamını içine alacak derecede sünneti onlara şamil kılmak, muhdes bir istilahtır.
9- Sahabiler birbirlerini tenkid ettikleri halde, cerh ve tadil alimleri onları tenkid ameliyesine tabi tutmamışlardır. Halbuki onlar masum değildirler.
10- Buhari ve Müslim’de iki yüzü aşkın garib ve fert hadisler vardır.

Ahmed Emin’in Hadis İnkârcılığı:

1- Mütevatir hadisler yedi sayısını geçmez.
2- Hadisler, hafızalarda kalıp uzun müddet yazıya geçirilmediği için güven duyulmaz.
3- Hadisler, Hz Peygamberin sağlığında bile uydurulmaya başlanmıştır.
4- Hz Peygamberin döneminden sonraki dönemlerde hadislerin artma sebebi uydurma hareketinden kaynaklanmaktadır.
5- Şahıs, yer, kabile faziletleri ile ilgili bütün hadisler uydurmadır.
6- Muhaddisler, hadislerin metin tenkidini yapmamışlar. Hadislerin vakaya uyup uymadığı üzerinde durmamışlardır.
7- Hadisçiler cerh ve tadil kaidelerinde çok ihtilaf etmişler, dolayısıyla hadislere hüküm bina etmede ihtilaf edilmiştir.

Türkiye’de Hadis İnkârcılığı

Yaşar Nuri Öztürk’ün İddiaları:

1- Otuz veya elli hadis dışında kalan hadisler uydurmadır.
2- Sahabe ve alimlerde dahil olmak üzere Kur’an’a sahip çıkmadıkları için suçludurlar.
3- Hz Peygamberin vefatından sonra Kur’an devre dışı bırakılmıştır.
4- Kur’an’dan uzaklaşma hicri dördüncü yüzyılda meydana gelmiştir.
5- Kur’an’dan başka kaynak kabul etmek şirktir. Çünkü Kur’an dışında hiçbir kaynağın korunma garantisi yoktur.
6- Mirac hadisi çelişkilerle doludur.
7- Yazıyı emreden rivayetler uydurmadır.
8- Hadis diye yazılanlar Resulullah’ın sözleri diye ona isnad edilmiştir.
9- Hadisler hicri iki yüz yılından sonra yazıya geçirilmiştir.
10- Hadisler bağlayıcı değildir. Hüküm kaynağı da olamaz çünkü çelişkilerle doludur.
11- İki türlü sahabi vardır; a) Hz Muhammed’in Sahabisi yani, inanmış olarak Peygamberi gören kimsedir b) Allah Resulü Hz Peygamberin Sahabisi yani, ruhani sevgiyle Peygamberimizin gerçek kişiliğine dost olanlardır. İkinci tür sahabi birincisinden daha büyüktür.
12- Size iki emanet bırakıyorum hadisinde sünni çevreler, Allah’ın kitabı yanına sünnet kelimesini eklemişlerdir.
13- Orta namaz sabah namazıdır.
14- Adetli olan kadınlar namaz kılıp oruç tutabilirler.
15- Kadının sesinin haramlığı konusunda Kur’an ve sünnette delil yoktur.
16- İnsanlara sadece Kur’an ve mütevatir hadisler nakledilmelidir.

Hayri Kırbaşoğlu’nun İddiaları:

1- Sünnet problemlerin asıl kaynağıdır.
2- Sünnet, “Hz Peygamberin kendi döneminde İslâm toplumunu, akide, ibadet, tebliğ, eğitim, ahlak, hukuk, siyaset, ekonomi gibi çeşitli alanlarda; kısacası bireysel, toplumsal ve evrensel olmak üzere hayatın her alanında, yönlendirilip yönetmede Kur’an başta olmak üzere esas aldığı ilke ve prensipler bütününün oluşturduğu bir zihniyet ya da dünya görüşüdür”
3- Bize sadece, yaşayan sünnet sahih olarak ulaşmıştır. Diğer hadislerin de tamamının uydurma olduğu söylenemez.
4- Hadislerin aklanmasında sadece isnad değil, metninin de göz önünde bulunduran sağlıklı bir metot uygulamak suretiyle aklanır.
5- Senet ve metin açısından sağlam olan hadislerin akaid dışında kullanmak mümkündür.

Kırbaşlıoğlu görüşlerini net olarak maddeler halinde toplamıştır. Bunların bazılarını şöyle zikreder:

6- Hadisleri toptan kabule olduğu kadar, toptan redde de karşıyız.
7- Dinde otoritelerin görüşlerine değer vermekle birlikte onları mutlak doğru kabul etmiyor, onların eleştirilebilir olduklarına inanıyoruz.
8- Hadisleri eleştirmek, yada reddetmek, Hz Peygamberi eleştirmek yada reddetmek değil, bu hadislerin ona nispetini eleştirip reddetmek demektir.
9- Sünnetin sadece bireysel boyuta indirgenmesi yanlıştır. Onun toplumsal ve evrensel boyutlarının bireysel boyutu tarafından gölgelendiğini bu sebeple bu iki boyutunu ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz.
10- Sünnetin tamamının gayri metluv vahiy olduğuna dair görüşe katılmıyoruz. Bilakis sünnetin büyük bir kısmının Hz Peygamberin Kur’an’a dayalı içtihatları olduğunu, vahiy tarafından zimnen tastikinin, onların vahyi ürünü olduğu anlamına gelmeyeceğini savunuyoruz.
11- Sünneti – ve tabii Kur’an’ı – anlarken lafızcılığın aşılıp, lafzın altında yatan ilkelere inilmesi ve bunların günün şartları içerisinde yeniden yorumlanması taraftarıyız.
12- Sonuç itibarıyla sünneti reddetmediğimizi, ancak sünneti anlamada başvurulan hadislere eleştirel ve seçmeci yaklaştığımızı açıkça vurguluyoruz.

Kaynak: İslam Dünyasında Hadis İnkarcıları ve Görüşleri – Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi / Mustafa Dönmez (1999-2000)