Fatiha Suresinin Önemi

İmam Ahmed İbn Hanbel (r.a.) «Müsned» adlı eserinde der ki; Yahya İbn Said… Ebu Said İbn el-Mualla’dan nakleder ki o şöyle demiş : Ben namaz kılıyordum, Resulullah (s.a.) beni çağırdı, ben namazımı kıldım sonra Resulullaha icabet ettim. Yanına geldiğimde buyurdu ki: «Bana gelmekten seni alıkoyan nedir?» «Ey Allah’ın Rasulü ben namaz kılıyordum,» dedim. Buyurdu ki; Allah Teala : «Ey iman edenler, sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman; Allah’a ve Rasulüne icabet edin. Hem bilin ki, Allah şüphesiz kişi ile kalbi arasına girer. Ve muhakkak ona dönüp toplanacaksınız.» (En-fal, 24) buyurmadı mı?

Sonra devam etti; «Ben sana Mescid’den çıkmazdan önce Kur’an’ın en büyük suresini öğreteceğim» dedi ve elimden tuttu. Mescidden çıkmak isteyince dedim ki; ey Allah’ın Rasulü, «Mescidden çıkmazdan önce Kur’an’ın en büyük suresini öğreteceğim buyurmuştunuz» dedim. O, «evet Elhamdülillahi Rabbi’l – Alemin,» İşte o, iki kerre tekrarlanan yedi ve bana verilen yüce Kur’an’m kendisidir» buyurdu. Bu hadisi Buhari de rivayet eder.

İmam Malik ibn Enes’in «el-Muvatta» adlı eserinde, rivayetine göre; İbn Amir’in kölesi Ebu Said onlara şu bilgiyi aktarmış: Rasulullah (s.a.) Übeyy İbn Ka’b’ı namaz kılarken çağırmıştı, o namazını bitirince Peygamberin yanma vardı. (Ravi der ki) Rasulullah (s.a.) elini elimin içine koydu, mescidin kapısından çıkmak istiyordu ve şöyle buyurdu : «İsterim ki mescidin kapısından çıkmadan önce Tevrat’ta, İncil’de, Kur’an’da benzeri nazil olmamış bir sureyi öğrenesin.» Übeyy İbn Ka’b (r.a.). diyor ki: Ben yavaş yavaş yürümeye başladım. Onu bekliyordum, sonra dedim ki: Ey Allah’ın Rasulü, bana vadettiğin sure hangisidir? Buyurdu ki: «Namaza başladığın zaman ne okuyorsun?» Ben de Elhamdülillahi Rabbi’lAlemin» sonuna kadar okudum. Rasulullah (s.a.) buyurdu ki: «İşte o bu suredir, o, iki kerre tekrarlanan yedi ve bana verilen yüce Kur’an’ın kendisidir.»

Ebu Hüreyre ve Übeyy İbn Ka’b’tan Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurduğunu naklederler : «Allah ne Tevrat’ta, ne İncil’de Kur’an’ın anasına benzer bir (sure) indirdi, o iki kere tekrarlanan yedidir. O benimle kulum arasında iki parçaya bölünmüştür.» Nesei’nin ifadesi budur.

İmam Ahmed der ki; Cabir’den rivayet eder ki o şöyle demiş : Rasulullah (s.a.v)’in yanına vardığımda su taşıyordu. Allah’ın selamı üzerine olsun dedim. O, bana karşılık vermedi. (Cabir diyor ki:) Allah’ın selamı üzerine olsun dedim yine bana karşılık vermedi. (Cabir diyor ki:) Allah’ın selamı üzerine olsun ey Allah’ın Rasulü dedim o bana karşılık vermedi. (Cabir diyor ki:) Rasulullah (s.a.) yürümeye başladı, ben arkasında idim, nihayet o bineğinin olduğu yere vardı. Ben de mescide girdim ve üzüntülü olarak oturdum. Rasulullah (s.a.v) yanıma geldi, temizlenmişti senin de üzerine Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi olsun dedi, senin de üzerine Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi olsun, senin de üzerine Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi olsun dedi. Sonra buyurdu : Ey Cabir’in oğlu Abdullah, sana Kur’an’daki surelerin en hayırlısını haber vereyim mi? Evet ya Rasulullah dedim. Elhamdülillahi Rabbi’l Alemin’i sonuna kadar oku, buyurdu. Bu isnad sağlamdır.

Bu hadisi ve benzerlerini delil getirerek bazı ayet ve surelerin diğer bazılarından üstün olduğu belirtilmiştir. Nitekim İshak İbn Raheveyh Ebu Bekr İbn el-Arabi ve Malikilerden İbn’el Ğaffar’ın aralarında bulunduğu bilginlerden çoğunun naklettiği budur. Diğer bir gruba göre surelerin arasında hiç bir üstünlük yoktur. Hepsi Allah’ın kelamıdır, üstünlük atfetmenin üstün sayılmayanın küçüklüğüne sebep olması ihtimali vardır. Kurtubi’nin Eş’ari’den, Ezu Bekir el-Bakıllani’den, Ebu Hakim İbn Hibban el Büsti’den, Ebu Hayyan’dan ve Yahya ibn Yahya’dan naklettikleri bunlardır. İmam Malik’ten de böyle rivayet edilmiştir.

Buhari Kur’an’ın faziletleri babında der ki; Ebu Said el Hudri’den nakletti ki, o şöyle demiş : Biz bir bir yerde konaklamıştık. Bir genç kız geldi ve dedi ki: «Kabilenin efendisini yılan soktu (iyiye yorumlamak için yılan sokana selim deniyordu) erlerimiz de yoktur, aranızda rukye yapan var mıdır? Aramızdan bir erkek kalktı —ki biz onun rukye yaptığını bilmezdik—rukye yaptı ve adam iyileşti, ona otuz koyun emretti, bize de süt içirdi. Dönünce dedik ki; güzel rukye yapar miydin? Yoksa rukye yapmaya mı çalıştın? Dedi ki hayır, ben sadece Ümmü’l – Kitab (fatiha suresi) ile rukye yaptım. Dedik ki hiçbir şey söylemeyin ta ki Rasulullah’a gidelim ve sual edelim. Medine’ye geldiğimizde durumu Hz. Peygambere anlattık dedi ki, rukye olduğunu nereden bilecek, koyunları taksim edin ve bana da bir pay ayırın.»

Müslim Sahih’inde, Nesei sünen’inde, İbn Abbas’tan rivayet eder ki; o şöyle demiş ; Biz Resulullah (s.a.) ile beraberdik, onun katında Cebrail de vardı. O sırada yukardan bir ses işitti. Cebrail gözünü semaya dikti ve dedi ki, bu gökte açılmış öyle bir kapıdır ki hiç bir zaman açılmamıştır. Ve devam etti; ordan bir delik açıldı, bir melek indi ve Hz. Peygambere gelerek dedi ki: «Sana verilen iki ışıkla müjdelerim ki senden önce hiçbir peygambere onlar verilmemişti. (Bunlar) Fatiha suresi ve Bakara suresinin sonudur. Ondan hiç bir harf okunmamıştır ki sana verilmiş olmasın;»

Müslim Sahih’inde, Nesei sünen’inde, İbn Abbas’tan rivayet eder ki; o şöyle demiş ; Biz Resulullah (s.a.) ile beraberdik, onun katında Cebrail de vardı. O sırada yukardan bir ses işitti. Cebrail gözünü semaya dikti ve dedi ki, bu gökte açılmış öyle bir kapıdır ki hiç bir zaman açılmamıştır. Ve devam etti; ordan bir delik açıldı, bir melek indi ve Hz. Peygambere gelerek dedi ki: «Sana verilen iki ışıkla müjdelerim ki senden önce hiçbir peygambere onlar verilmemişti. (Bunlar) Fatiha suresi ve Bakara suresinin sonudur. Ondan hiç bir harf okunmamıştır ki sana verilmiş olmasın;»

Hüreyre (r.a.)’den nakleder ki Rasulullah (s.a.) «Her kim ki içinde Kur’an’ın anası okunmayan bir namaz kılarsa eksiktir, tamamlanmamıştır» demiş ve üç kere tekrarlamıştır. Ebu Hüreyre (r.a.)’ye biz, imamın arkasında duruyoruz denildiğinde, o içinden oku dedi. Çünkü ben Rasulullah (s.a.) dan şöyle dediğini duydum : Allah Azze ve Celle buyurmuş ki namazı benim ile kulum arasında ikiye ayırdım kulumun istediği kendinindir. O, “Elhamdulillahi Rabbi’l-alemin” deyince, Allah der ki kulum bana hamdetti. “Er-Rahmani’r-Rahim” deyince, kulum bana sena etti buyurur. “Maliki yevmiddin” deyince, kulum beni övdü buyurur. (Bir başka seferinde de kulum bana her işini havale etti buyurur.) “İyyake na’budu ve iyyake nestain” deyince Allah Teala; «bu, benimle kulum arasındadır ve kulumun istediği kendisinindir buyurur. “İhdina’s-Sırata’l-Mustakim. Sıratallezine en’amte aleyhim. Ğayri’l-Mağdubi aleyhim veleddallin.” deyince, Allah Teala; «bu, kulum içindir ve kulumun istediği kendisinindir.» buyurur.

Namazda kıraat gerekir ve bu hususta ulemanın içtihatı vardır. Lakin ihtilaf ikinci bir husustadır. Buna göre namazda Fatiha’dan başka bir şey gerekir mi, yoksa Fatiha veya bir diğer ayet yeterli midir? Bu konuda iki meşhur görüş vardır. Ebu Hanife’ye ve onun arkadaşlarından kendisine uyanlara göre; Fatiha suresi okumak şart değildir. Kur’an’dan ne okunursa yeterlidir. Bu görüşlerine delil olarak şu ayet-i celileyi gösterirler.

«Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun.» (Müzzemmil, 20)

Ayrıca Buhari ve Müslim’in sahihlerinde Ebu Hüreyre’den nakledilen hadiste Rasulullah (s.a.)’ın, «Namaza kalktığın zaman, tekbir al, sonra kolayına geleni oku» buyurduğunu delil gösterirler ve derler ki; «Rasulullah, kolay gelenin okunmasını emretmiş, Fatiha’yı tayin etmemiştir.» Bu da bizim görüşümüzü destekler.

İkinci görüş uyarınca namazda Fatiha okumak belirlenmiştir. Fatiha olmadan namaz tamamlanmaz. Bu (Ebu Hanife’nin dışında kalan) diğer imamlardan İmam Malik, Şafii, Ahmed İbn Hanbel ve arkadaşlarıyla Cumhur-u Ulemanın görüşüdür. Onlar şu Hadis-i şerifi delil gösterirler. Rasulullah (s.a.) : «Kur’an’ın anasını okumadan namaz kılan kimsenin namazı eksiktir» buyurur. Hadis’in metninde geçen “”El-Hidac” kelimesi hadisin devamının da tefsir ettiği gibi eksikliktir. Keza bu imamlar Buhari ve Müslim’de Zühri’den nakledilen şu hadisi delil göstermektedirler : Zühri… Ubeyde İbn Samit’ten nakleder ki, Rasulullah (s.a.) şöyle buyurmuştur : «Fatiha’yı okumayan kişinin namazı tamam olmaz.» İbn Hüzeyme, İbn Hıbban Ebu Hüreyre (r.a.)’den naklederler ki Rasulullah (s.a.) şöyle buyurmuştur : «İçinde Kur’an’ın anası okunmayan namaz tamam değildir.»

Bu konuda hadisler pek çoktur. Allah cümlesine rahmet eylesin.

Şafii mezhebine ve ilim ehlinden bir topluluğa göre; Fatiha’nın her rekatta okunması vaciptir. Diğer bir kısmı ise rekatların çoğunda okunması gerekir derler. Hasan el-Basri ve Basralıların çoğunluğu ise «Fatiha okumayanın namazı yoktur.» hadisini mutlak olarak alırlar ve namazda her rekatta Fatiha okumanın vacip olduğunu belirtirler. Ebu Hanife ve arkadaşlarıyla, Sevri ve Evzai ise Fatiha okumanın belirtilmediğini, onun dışında herhangi bir ayet okunsa da Allah Teala’nın : «Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun» (Müzzemmil, 20) ayetine dayanarak yeterli olduğunu belirtirler. Doğruyu Allah bilir.

Diğer bir husus ise, imama uyan kimseye Fatiha okumanın vacip olup olmaması konusudur. Bu konuda alimlerin üç görüşü vardır:

  1. İmama vacip olduğu gibi (yukardaki hadislerin umumuna binaen) imama uyana da Fatihayı okumak vaciptir.
  2. İmama uyan kimseye, ne Fatiha, ne de başka bir ayet okumak vacip değildir. İster cehri ister gizli okunan namazda olsun hiçbir şey okumak gerekmez. İmam Ahmed İbn Hanbel Müsned’inde, Cabir İbn Abdullah’ın Rasulullah (s.a.)’dan rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: «İmamı olan kişiye imamın okuması kıraettir.» Ancak bu hadisin isnadı zayıftır. Allah en doğrusunu bilendir.
  3. Yukarda geçtiği gibi, gizli okunan namazlarda imama uyanın kıraati vaciptir, ancak cehri namazlarda vacip değildir. Nitekim Müslim’in sahihinde Ebu Musa el-Eş’ari’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: «İmam, imama uyulmak için öngörülmüştür. Binaenaleyh tekbir aldığı zaman tekbir alın, okuduğu zaman dinleyin» ve hadisin devamı da zikredilir. Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, ibn Mace gibi Sünen sahibi imamlar da böylece rivayet etmişler ve Rasulullah (s.a.)’in «Kur’an okunduğu zaman susun» kavlini nakletmişlerdir. Müslim İbn Haccac da aynı şekilde bunu sağlam saymıştır. Bu iki hadis, bu görüşün sıhhatine delalet eder ki Şafii merhum’un eski görüşüdür. Doğrusunu ancak Allah bilir. İmam Ahmed İbn Hanbel merhum’dan da bu görüş nakledilir.

 

Bu meselenin burada zikredilmesinin sebebi; Fatiha suresinin diğer sureleri ilgilendirmeyen bazı özel hükümlerini açıklamaktan ibarettir. Hafız Ebu Bekr el-Bezzar… Enes (r.a.)’den Rasulullah (s.a.) :n şöyle buyurduğunu nakleder,: «Yanını yatağa koyduğunda; Fatiha’yı ve İhlas’ı okuduğunda ölümden başka her şeyden emin olmuşsundur.»