Dinde bidat çıkarılması ya da bidatlere meyledilmesi

İnsan dinde bi’dat yola sapar, tarikat şeyhlerine haddinden fazla tanzime gider, onlara şeytani ve sözde harika harikulade halleriyle nebilerden üstün tutar, sözde velilerin peşine takılıp onları övmede aşırıya kaçar, ölümlerinden sonra da onları yüceltir, Allahü teâlâ’dan değil de onlardan İster onlara adakta bulundup, onların isimleri ile kurbanlar keser, onların kabirlerini tavaf eder veya kabirlerinin üzerine binalar yaparsa kabalığının çirkinliğe bir kat daha artar. Böyle yapan kimse şirket düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.

Nitekim Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu tür işleri yeryüzünden ve kalplerden söküp atmak ve yerine katıksız tevhidi ikame etmek için gönderilmiştir. Sonra Allahu Teala dinini ikame etmiş, kuluna yardımda bulunmuş ve Mümin askerliğini Aziz kılmıştır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “Hak geldi batıl yıkılıp gitti, zaten batıl yıkılmaya mahkumdur.” (isra 17/81)  ve “Hak geldi artık batıl ne bir şey ortaya çıkarabilir ve de geri getirebilir.” (Sebe 34/49) ayetlerini okuyarak cahiliye putlarını ve şirk unsurlarını kınayıp, kendi elleri ile yerle bir ederken, müminlerin gönlünü hoş kılmıştır. Allahu Teala şöyle buyurmaktadır; “De ki Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.” Enam 6/162-163

Türbe ve kabirlerin etrafını tavaf etmenin, bu yerlerde durup ölülerden medet ummanın, hastalara şifa istemenin ve onları veya onların Allahu Teala katındaki mevkilerini vesile kılarak Allahü teâlâ’dan bir şey talep etmenin dinde sonradan uydurulmuş bidatlar olduğunu aklı şeriatın nuru ile aydınlanmış,  doğru yol üzeri olan herkes bilir. Yine ancak Kabe’nin tavaf edilebileceği, fayda ve zararın ve Kur’an sünnet ve İcma ile sabit olduğu üzere şefaatin, ancak Allahu Teala’nın dilemesiyle olacağı bilinen bir gerçektir. Nitekim Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem emrolunduğu üzere semadan kendisine ulaştırılan vahyi Cin süresinde beyan edildiği gibi tebliğ etmiştir. “Peki doğrusu ben kendi başıma size ne zarar verme, ne de fayda sağlama gücüne sahibim. De ki gerçekten bana bir kötülük dilerse Allah’a karşı beni kimse himaye edemez, ondan başka sığınacak kimse de bulamam. Benim yaptığım ancak Allah katında olanı onun gönderdiklerini tebliğdir.” ( Cin 72/ 21- 23 ) Peygamber iken durum böyleyse başkalarının halini varın siz düşünün. İşte bu iman ehlinin diğerlerinden ayrıldığı noktadır. Kim mahlukata haddinden fazla tanzim gösterir, Allahu Teala’nın tanziminde eksiltmiş olur, mahrukata el açmak zafiyettir, cehalettir.

Diğer Hazreti Peygambere Karşı Kaba Davranışlar Başlığı Altındaki Yazılarımız;

  1. Batında ve zahirde sünnetten uzaklaşılması
  2. Sahih hadislerin reddedilmesi
  3. Hz. Peygamberin yaşam biçiminden ve uygulamalarından sapılması
  4. Hazreti Peygamberden söz ederken saygıya riayet edilmemesi
  5. Sünnete ittiba edenlerden uzak durulması haklarında ileri geri konuştu onlarla alay edilmesi
  6. Mekanla ilgili sünnetlerin terk edilmesi
  7. Hazreti Peygamberin Hususiyetlerinin ve Mucizelerinin Tanınmaması
  8. Dinde bidat çıkarılması ya da bidatlere meyledilmesi
  9. Hazreti Peygamber hakkında ölçünün kaçırılması
  10. Hazreti Peygambere salat ve selam getirilmemesi
  11. Sahabenin kıymetinin bilinmemesi
  12. Hazreti Peygamber tazim edildiğinde tepki gösterilmesi