Boşanan kadının mali hakları nelerdir?

Boşanan kadın, halvet-i sahiha veya zifaf gerçekleşmişse belirlenen mehrin tamamını alır. Şayet nikâh esnasında veya sonrasında mehir belirlenmemişse başta kız kardeşleri olmak üzere kendisine babası tarafından olan akrabalarından eğitim, gü- zellik, sosyal statü itibariyle denk sayılacak bir kadının aldığı mehri hak eder. Buna mehr-i misil denir. Ayrıca erkeğin, iddet süresince boşadığı kadının nafaka ve mesken ihtiyacını temin etmesi gerekir [Talak, 65/1, 6]. Erkeğin, eşini onun talebi olmaksızın boşaması durumunda müt’a adı verilen ve kocanın maddi durumu da dikkate alınarak hediye kabilinden olmak üzere kıyafet ve benzeri ihtiyaçlarının karşılanması müstehaptır [İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, IV, 178-180]. Şayet kadın henüz kocası ile cinsel birliktelik yaşamadan veya halvet-i sahiha meydana gelmeden boşanmışsa belirlenen mehrin yarısı [Bakara, 2/237]; mehir belirlenmemişse kendisine müt’a verilir [Bakara, 2/236]. Kur’an ve hadiselerde müt’a’nın miktarı belirlenmemiş, bu konuda sadece erkeğin sahip olduğu maddi imkânlar esas alınmıştır [Bakara, 2/236; Mâlik, Muvatta, Talâk, 46]. Ancak Hanefî fakihleri ilgili naslardan ve uygulamalardan yola çıkarak özellikle de hâkim tarafından belirlenmesi hâlinde müt’anın mehri mislin yarısını geçmemesi gerektiğini belirtmişlerdir Şâfiî mezhebine göre ise zifaftan sonraki boşamalarda mehre ilaveten müt’a verilmesi vaciptir. Bu durumda verilecek müt’anın miktarı örfe göre belirlenir. Ancak taraflar isterlerse bu miktarı anlaşarak tespit edebilirler veya mahkeme bir tespitte bulunursa ona uyarlar. Boşanmanın zifaftan önce olması durumunda mehir belirlenmişse belirlenenin yarısı, belirlenmemişse sadece müt’a gerekir. [Şirbînî, Muğni’l-Muhtâc, III, 307]. Günümüz şartlarında Şâfiî mezhebinin bu görüşü uygulama açısından daha uygun görünmektedir.