Baskı (tehdit) altında yapılan nikâh akdi geçerli midir?

İslami hükümlere göre nikâh, evlenme ehliyetine sahip ve evlenmelerinde
dinî açıdan bir engel bulunmayan kadın ile erkeğin
(veya vekillerin) şahitlerin huzurunda, icap ve kabulde
bulunmalarından yani birbirleriyle evlenmeleri konusunda karşılıklı
rızalarını ifade etmelerinden ibarettir.
Evlilik bir erkekle kadının ömür boyu birlikte yaşama, hayatın
iyi ve kötü yanlarını birlikte omuzlama ilkesine dayandığı için
evlenecek olanların rızasının bulunmadığı bir nikâh Hanefîlerin
dışındaki üç mezhebe; Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre geçerli olmaz. Eşlerden birisi ölüm, şiddetli dayak veya uzun süreli hapis
korkusu altında evliliğe zorlansa böyle bir nikâh fasit olur.
Mezkûr mezheplerin bu konudaki dayanakları, Hz. Peygamber
(s.a.s.)’in, “Ümmetimden hata, unutma ve yapmaları için cebir
ve tazyike maruz kaldıkları şeylerin sorumluluğu kaldırılmıştır.”
[İbn Mâce, Talâk, 16] hadisidir.
1917 tarihinde İslam fıkhı esas alınarak hazırlanan Osmanlı
Hukûk-ı Aile Kararnamesi de gerek zorla yapılan nikâh ve
gerekse aynı durumdaki boşanmalar konusunda Hanefîlerin
görüşünü değil, diğer mezheplerin görüşlerini kabul etmiştir
[md. 57, 105].
Buna göre bu tür bir baskı ile akdedilen nikâh geçerli olmaz.
Baskı ister anne babadan isterse başka bir merciden gelsin fark
etmez. Elbette ki, anne ve babaların, çocuklarının ilerideki yaşantılarında
mutlu bir yuva kurmaları için gayret göstermeleri
doğru ve gerekli bir davranıştır. Buna mukabil anne babaların
evlenecek gençlerin makul isteklerine ve hür iradelerine de
saygı duymaları gerekir. Çünkü nikâh evlenecek kişilerin kendi
hür iradeleriyle yapacakları medeni bir sözleşmedir.(Diyanet)