Allah Teala’yı Sevmek

Allah Teala’yı sevmek ve O’nu anarken açık ve gizli nimetlerine şükrederken huzur duymak, akabinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sevgisini getirir. En kamil hamd ve sena Allah Teâlâ’ya aittir. Rabbimize hakkı ile şükretmemiz mümkün değildir. Denir ki şükürden aciz kaldığını itiraf etmekte şükürdür. Bu itiraf bir mümin için Allah Teala karşısında duyulan çaresizliğin son noktasıdır. Allahu Teala kitabında şöyle buyurmaktadır; “Öyleyse siz Beni anın ki bende sizi anayım bana şükredin, sakın bana nankörlük etmeyin.” (Bakara 2/102)

Bizi doğru yola ileten, insanların önünde bizi en hayırlı Ümmet kılan, ehli kitabın ihtilaf ettiği şeyler de bizi ayrılığa düşmekten koruyan ve bizi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemin ümmeti yapan O’dur. işte bu sonuncusu niyetlerini en büyüğü, iftihar vesilelerin en yücesidir. “Nimet olarak size ulaşan ne varsa Allah’tandır.”( Nahl Suresi 16/ 53)

Allah Teala bize bahşettiği nimetleri şöyle sıralar; “Ey iman edenler Allah’a çokça zikredin ve O’nu sabah-akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkar atmak için üzerinize Rahmetini indiren O’dur. Melekleri de size istiğfar ederler. Allah müminlere karşı çok merhametlidir. Kendisine kavuştukları gün Allah’ın onlara iltifatı selamdır. Allah onlara çok değerli mükafat hazırlamıştır. Ey Peygamber biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah’ın izniyle bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.  Allah’tan büyük bir lütfa ereceklerini mü’minlere müjdele.” (Ahzap Suresi 33/ 41-47)

Zikir Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sevgisini kazandıran sebepleri en faziletlisidir. Bir kimse sevgisinde samimi ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e uymada devamlı olmak için Allahü Teala’ya çokça dua etmelidir.

İnsan yalnız kaldığı vakitlerin kıymetini bilip ibadetle meşgul olmalıdır. Yalnızlıklar da başka hiçbir şeyde olmayan huzur vardır. Bunun için Ahmet Bin Hanbel şöyle demiştir; “Kalp sükunetini yalnızlıkta buldum.” Şeyhülislam İbni Teymiye ise “dünyada bir cennet vardır Ona girmeyen ahiret cennetine da giremez” demiştir. Başka bir yerde de “Düşmanlarım bana ne yapabilir ki cenneti göğsünde taşıyorum. Nereye gidersem onu beraberinde götürürüm, hapsedilmem halvet, öldürülmem şehadet, vatanımdan sürülmem ise benim için seyahattir.” İbni kayyım da şöyle demiştir “Şeyhülislam İbni teymiyye’nin akrabalarından biri bana şunu anlatmıştı ibni Teymiye İlk zamanlar Sahra’ya çıkar içinde bulunduğu halet-i Ruhiye nin ağırlığıyla insanlardan uzaklaşırdı. Bir gün onu takip ettim. Sahraya varınca iç geçirerek şu beyti okudu; “evlerden uzaklaşıyorum belki tenhada kendimle gizlice senden söyleşebilirim diye.

Allahu Teala’yı sevmenin alametlerinden biri başkalarına ihtiyaç duymamak ve O’ndan başkasından istememektir. Nitekim Zinnun el Mısri şöyle demiştir; “Allah Teala sevdiğini söyleyen kimseye Allah Teâlâ’dan başkasına el açma. Allah’ı sevmenin alametlerinden biri de O’ndan başkasına ihtiyaç duymaktır, diyerek öğütte bulunun.”

Allahu Teala kullarından övgüyle bahsederken şöyle buyurmuştur; “İman edenlerin Allah’a olan sevgileri ise çok daha fazladır.” (Bakara 2/165)

Yine Allahü Teâlâ’nın kelâmını çok okumak ve onun üzerinde düşünmek, okurken huşu duymak ve ayet sonlarında durarak harflerin hakkını veren okumakta kulun Allah Teala’yı sevdiğinin alametlerindendir.

Bir diğer alamet ise farzların dışında nafile ibadetlerle meşgul olmaktır. Nitekim bir Kutsi hadiste Allahu Teala şöyle buyurmaktadır;”Her kim bir dostuma düşmanlık ederse Ben de ona karşı harp ilan ederim, kulum kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli herhangi bir şeyle Bana yakınlık kazanamaz, bana farzlara ilaveten işlediği nafile ibadetlerle durmadan yaklaşır, nihayet Ben onu severim. Kulumu sevince de ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum Benden her ne isterse onu mutlaka veririm, Bana sığınırsa onu korurum.” (Ebu Nuaym)

Allah sevgisi ağızdan çıkan birkaç kelimeden aktarılan birkaç kıssadan ibaret olmadığı gibi. Peygamber sevgisi de bir duadan, bir tutkudan ibaret değildir. Bunların yanı sıra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e ittiba etmek, O’nun yolundan yürümek ve onun gibi yaşamak gerekir. Sevgi terennüm edilen birkaç mısra, okunan birkaç kaside, söylenen bir kalp sözden ibaret değildir. Sevmek demek Allah’a ve Resulüne itaat etmek, Allahü Teala’nın dilediği ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yaşantısı ile sergilediği şekilde yaşamak demektir. En başta gelen sorumluluklarından biri de Allah Teala ve Resulünü sevmektir.  Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i sevmekse onun gibi yaşamakla olur. Bu manalara işaret eden ayetler pek çoktur. “(Resulüm) de ki; eğer Allah’ı seviyorsanız Bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir. Deki Allah’a ve Resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.”  (Ali imran 3/ 31-32)