Taberi Tefsiri

d- Tarih: Taberinin, “Tarih er~Rüsul vel Müluk” veya “Tarih ef-Ümem vel Müluk” isimli tarih kitabı Arapça olarak yazılan tarihlerin en geniş olanıdır. Taberi bu eserini planlı bir şekilde yazmış, bilgileri tarama yoluyla toplamış, rivayetlerinde son derece titiz davranmıştır. Öyle ki kendisinden önce geçen, Yakubî, Belazurî, Vakidî ve İbn-i İshak gibi tarihçilerden daha mükemmel ve daha güvenilir bir eser meydana getirmiştir. Böylece kendinden daha sonra ge­len, Mes’ûdî, İbnül Esir ve İbn-i Haldun gibi tarihçilere de imkânlar hazırlamış­tır.

îslamdan önce cahiliye döneminde Arapların tarihi, ezberlenerek muhafa­za edilen ve insanların ağzından, konuşularak aktarılan bir kısım şiirler, ata söz­leri, meşhur olaylar ve aşırılıklarla dolu kıssa ve efsanelerden ibaretti. Sadece Hiyre ve Yemende, köşklerin ve kalelerin duvarlarına yazılan bir de çeşitli ma-bedlerin ve manastırların içlerinde bulunan yazılar, nakilcilerin senet zinciriyle yazılmıştı.

Resûlullah (s.a.v.) yeni bir din getirdi. Bir çok olaylarla karşılaştı. Bu ne­denle onun dönemindeki ve ondan sonra gelen Hulefa-i Raşidin dönemindeki olayların yazılarak zaptedilmesi icabetti. Konuyla ilgili ilk kitabı Hz. Zübeyrin oğlu Urve yazmıştı. Ondan sonra da Hz. Osmanın oğlu Eban yazmıştı. Nihayet İbn-i lshakın kitabıyla Siret ilmi zirveye ulaştı. Daha sonra müslümanlar arka arkaya fetihler yaptılar. İranı tamamen fethettiler. Bizansın tahtını sarstılar. Böylece daha önce görmedikleri çeşitli insanlarla ve kültürlerle karşılaştılar. Alimler bunların dillerini ve örflerini öğrenerek islamı tebliğe çalıştılar. İdareci­ler de onların eski sistemlerini ve tarihlerini öğrenerek sevkü idareyi huzurla de­vam ettirmek istediler. Bu nedenle tarih, yepyeni bir şekil aldı. Tarih bilgilerine, “Haberler” onları nakledenlere de “Haberciler” adı verildi. Artık yazarlar, tarihi olayları tesbit ederek yazmak için kollarını sıvamışlardı. Muhammed b.Saib el-Kelbî, nesebler hakkında bir kitap yazdı. Avane b.el-Hakem, Üıneyye oğulları­nın haberleri hakkında bir kitap yazdı. Ebu Mihnef, Cemel ve Siffîn olayları hususunda bir kitap yazdı. Seyf, fetihlere ait haberler hakkında, Ibn-i Hişam da Himyer Kralları hakkında birer kitap yazdılar. H. 2. yüzyılın sonlarına doğru, tarihle ilgili eserler gittikçe arttı.O dönemde divanların oluştu­rulması, ordu kütüklerinin tutulması ve benzeri kurumların oturması neticesinde yazılı tarihe ihtiyaç iyice artmıştı. Ayrıca Farsça, Yunanca ve Süryaniceden çokça kitap tercüme edilmesi, şehirler ve milletler arası seyahatların artması, kültür ve medeniyetlerin birbirleriyle kaynaşması, yazılı tarihin gelişmesini da­ha da artırdı. Bu nedenle bazı değerli âlimler tarih hakkında büyük kitaplar yaz­maktan kaçınmadılar. Vakidî fütuhatla ilgili kitapları, Belazurî, el-Büldan ve Ensabül Eşraf isimli kitaplarını, İbn-i Kuteybe, el-Mearif, Dînûrî, el-Ahbaruttı-val isimli eserlerini yazdılar. Nihayet sira Taberi’ye gelmişti. O da tarihle ilgili olan meşhur kitabını yazdı. Taberi’nin, bu kitabı ne zaman yazmaya başladığı kesin olarak bilinmemekte ise de onu, tefsirinden sonra yazdığı, kendi ifadele­rinden anlaşılmaktadır. Tahminen H. 290 yıllarında yazmaya başlamış H.3O3 yıllarında bitirmiştir, Taberi tarihine kaynak olarak, kendisinden önce yazılan ve nakledilen bütün kitap ve rivayetlerden istifade etmiştir. Arapların İslam’dan Ön­ceki tarihlerini, Ubeyd b. Serye eİ-Cürhûmî, Muhammed b. Ka’b el-Kurezi ve Vehb b. Münebbih’ten almış, Farsların haberlerini, Arapçaya tercüme edilen Abdullah b.el-Mukaffa ve Muhammed b.Saİd el-Kelbî’inin ve benzerlerinin eserlerinden almış, Siret ilmini Hz. Osmanın oğlu Eban, Hz. Zübeyrin oğlu Ur­ve, Şerahbil b.Said, Musa b.Ukbe ve İbn-i İshaktan almıştır. İrtidat olaylarını ve fetihleri, Seyf b.Ömer el-Esedî’den, Cemel ve Siffîn vakalarını Ebu Mihnef ve Medainî’den, Emevilerin tarihini, Avane b.el-Hakemden, Abbasilerin haberleri­ni, Ahmed b.Ebi Hayseme’nin kitaplarından iktibas etmiştir. Taberi tarihini mu haddislerin üslubuyla rivayet zinciri içinde nakletmiştir.

e- Tefsir: Taberi ilmini “Camiül Beyan Fi Tefsiril Kur’an” isimli büyük eserinde göstermiştir: Bu tefsirini te’lif etmesi hakkında şunları Söylemektedir. “Ben daha küçük yaştayken böyle bir tefsir yapmayı gönlümden geçiriyordum. Bu hususta Allah Teâlâ’ya istihare yaptım. Hakkımda bu işin hayırlı olup olmadı­ğını bildirmesini diledim. Tefsire başlamadan üç yıl önce rabbimden bana yar­dım etmesini niyaz etmiştim. Rabbim de bu hususta bana yardımını esirgeme­di..”

Taberi, Tefsirini, Kur’an-ı kerimin cüzlerinin sayısına göre otuz cüz ola­rak düzenlemiştir. Tefsirinin Ön bölümünde, Kur’anın mucize olduğunu, kıraat şekillerini, surelerin isimlerinin manalarını beyan eden risale mahiyetinde bir giriş yazmıştır. Sonra Kur’an-ı Kerimin her âyetini kısım kısım izah etmiş, o hu­susta zikredilen sahabilerin, tabiinin, tebe-i tabiinin sözlerini, kurralara ait kıra-atları, âyetlerin nâsih, mensup olup olmadıklarını, âyetlerden çıkarılacak hü­kümleri, bid’atçıların Öne sürmek istedikleri bid’atları reddedip onlara verdiği cevaplan zikretmiş, o zamana kadar yazılmış olan güvenilir tefsirlerden bol bol alıntılar yapmıştır. Özellikle Abdullah b. Abbas, Said b.Cübeyr, Mucahid, Kata-de, Hasan-ı Basrî, İkrime ve Dehhak’tan çokça nakiller yapmıştır. Buna mukabil güvenilmeyen tefsirlerden alıntı yapmamıştır. Çünkü bunlar ona göre itham al­tında bulunan kimselerdir. Diğer yandan tarih ve Siret kitaplarında da bunlardan alıntı yapmıştır.

Taberinin tefsiri, dünyaca meşhur bir tefsirdir. Bu tefsir hakkında fakih Ebu Hamid el-İsferayini şöyle demiştir:” Şayet bir kişi, Muhammed b.Cerir et-Taberinin tefsirini elde etmek için Çin’e kadar gidecek olsa bu tefsir için gere­kenden daha fazlasını yapmış sayılmaz.