Peygamberimiz Dönemi Ferdî İrtidatlar

Elhamdülillahi Rabbil Alemin,
Salat ve selam âlemlere rahmet olan Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav)’e, ailesine, ashabına ve kıyamete kadar onun yolundan gidenlerin üzerine olsun.

Peygamberimiz’in (sallahu aleyhi vesellem) davet mektubu Hirakl’e ulaştığında o, Ebû Sufyan’a çeşitli sorular sorar. Bu sorulardan birisi de, “Ümmeti artıyor mu, eksiliyor mu?” şeklindedir. “Artıyor.” cevabını alır. Akabinde, “İslâm’ı kabul edenlerden dönenler oluyor mu?” sorusunun cevabı da “Hayır.” olur.4

Yine de tarihî olarak Mekke ve Medine dönemlerinde nadirattan da olsa bazı irtidat hâdiselerinin olduğu rivayet edilir. Misâl olarak şu hâdise hatırlanabilir: Ümmü Habibe Remle bt. Ebi Sufyan, kocası Ubeydullah b. Cahş el-Esedi ile birlikte müslüman olur. İşkenceler yüzünden, kocasıyla birlikte Habeşistan’a hicret eder. Fakat Habeşistan’da kocası dininden dönerek Hristiyan olur. O, Ümmü Habibe’yi de dininden döndürmeye çalışır; fakat Ümmü Habibe, dininde sebat eder ve bu sebatının mükâfatı olarak Peygamberimiz’le (sallallahu aleyhi ve sellem) evlenerek müminlerin annesi olmakla şereflenir.5

Bilindiği gibi, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kan dökülmesini istemediği için Mekke seferini gizli tutar. Hz. Ebû Bekir (ra), kızı Hz. Aişe Validemiz’e (r.anha) sefer istikametini sorduğunda “Bilmiyorum.” cevabını alır. Buna rağmen, Hatib b. Ebi Beltea, Sare isimli kadınla Mekke’deki akrabalarına bir mektup gönderir. Kadının yakalanmasıyla bu hain plân neticesiz kalır. Hz. Ömer, Hatib’in öldürülmesi kanaatindedir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ise şefkat gösterir ve Bedir ashabından olmasının hatırını gözetir. Bu mektubu taşıyan kadın ise yakalandıktan sonra serbest bırakılır, Mekke’ye ulaştığında da dinden döner.6

Mekke fethi günü Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), sahabelere, müşrikler saldırmadıkları sürece onlarla savaşmamalarını emreder. İstisnai olarak bazı kişilere eman verilmeyeceğini de beyan eder. Eman verilmeyenler arasında, irtidat edenler de vardır. Bunlardan biri Abdullah b. Hatal’dır. Müslüman olduktan sonra Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) onu sadaka memuru olarak görevlendirir. O ise ihanet ederek arkadaşını öldürür, sadaka mallarını alır ve irtidat eder.7 Mekke fethinde İbn Hatal’ın Kabe’nin örtüsüne sarıldığı Peygamberimize (sallallahu aleyhi ve sellem) haber verilir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), onun öldürülmesi emrini yineler.8

Eman verilmeyen kişilerden birisi de Abdullah b. Sa’d’dır. Abdullah b. Sa’d İbn Ebi Sarh, Peygamberimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) kâtiplik yapan bir kişidir. “Dinden çıkanlara şeytan önce fit vermiş.” (Muhammed, 47/25) denilerek durumu anlatılır. Devamında, “Adam irtidat ederek kâfirlere sığındı.” denilir. Bu sebeple Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) fetih günü, nerede olursa olsun onun öldürülmesini emreder. Ancak Hz. Osman onu himayesine alır. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu himayeyi -isteksiz de olsa- onaylar.9 Mikyas b. Hubabe de, müslüman olduktan sonra irtidat edip, müşrik olarak Mekke’ye geri döner.10

Bir Arabî, Peygamberimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) biat eder. Medine’de bir süre kaldıktan sonra hastalığa yakalanır ve Peygamberimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) biatını geri almak istediğini belirtir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buna razı olmaz. Fakat Arabî talebini sık sık dile getirir. Sonra da çekip gider. Bu hâdiseyle ilgili olarak Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), “Medine körük gibidir. Pisini temizinden arındırır.”11 buyurur.