Hz. Ebû Bekir Dönemi Ridde Savaşları

Elhamdülillahi Rabbil Alemin,
Salat ve selam âlemlere rahmet olan Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav)’e, ailesine, ashabına ve kıyamete kadar onun yolundan gidenlerin üzerine olsun.

Hz. Ebû Bekir’in (r.a) halife seçilmesi akabinde, birçok irtidat ve itaatsizlik hâdiseleri görülür. Etrafta meydana gelen olaylar tehlikeli boyutlara ulaşır. Mekkelilerden bile itaat etmek istemeyenler bulunmaktadır. Bu esnada Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından hazırlanmış Üsame ordusu vardır. Hz. Ömer (r.a), bu ordunun gönderilmemesi taraftarıdır. Hz. Ebû Bekir ise çok kararlıdır; “Köpekler kurtlar üzerime saldıracak olsa bile yine de Üsame ordusunu gönderirim.” der. Çünkü ona göre, Üsame’nin gönderilmesi Resulullah’ın emridir.

Bu boşluğu fırsat bilen bazı kabileler, Medine’ye baskın düzenlerler. Gerçi bu beklenmedik bir hâdise değildir. Alınan istihbarat üzerine Hz. Ebû Bekir, halkı camide toplar ve Medine geçitlerine, Hz. Ali, Hz. Zübeyr, Hz. Talha ve Hz. Abdullah b. Mesud’u görevlendirir. Muhtemelen bu isimlere grup başkanları olarak bakılabilir. Beklenen baskın gece gerçekleşir; fakat geri püskürtülür, Medine dışlarına kadar takip edilirler. Ne yazık ki, bu hâdise mütereddit olanların daha hızlı kaymasına sebep olur. 40 gün kadar sonra ise Üsame ordusu geri döner.16

Üsame ordusunun geri dönüşüyle birlikte, etraf kabilelerden oluşan birliklerle Hz. Halid komutasında düzenli ve plânlı harekâta geçilir. Her şeyden önce barış teklifleri yapılır, haksızlık yapılmaması önemle vurgulanır. Allah’tan başka ilâh yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun resulüdür demeye, namaz kılmaya, zekât vermeye, Ramazan orucunu tutmaya, haccetmeye, iyiliği emredip kötülükten nehyetmeye, itaate ve cemaate davet gibi kapsamlı bir çağrı yapılır.17

Yalancı Peygamber Tuleyha: İlk olarak Tuleyha üzerine gidilir. Sulh çağrısı yapılır. Fakat bu çağrı kabul görmez. Savaş yapılmak zorunda kalınır. Savaşta mağlup olurlar. Tuleyha, Şam tarafına kaçar. Yakalanan bazı kişiler Hz. Ebû Bekir’in huzuruna çıkarılır. Bunlar arasında mürtetlerden Uyeyne isimli birisi de vardır. Diğer sahabeler: “Ey Allah’ın düşmanı, imandan sonra küfre düştün ve müslümanlarla savaş yaptın,” diyerek onu kınarlar. Hz. Ebû Bekir de ona: “Ey Allah’ın düşmanı, müslüman oldun, Kur’ân okudun sonra da kâfir olarak İslâm’dan döndün. Senin boynunu vuracağım.” diyecektir. Uyeyne ise: “Ey Allah Resulü’nün halifesi, Peygamberimiz bana hep güzel muamelede bulundu. Hâlbuki Resulullah beni sizden daha iyi tanırdı. Benim hakkımda ona hiçbir şey gizli değildi. Ben nifak içindeyken Resulullah dünyadan göçtü. Ne var ki, bugün ben Allah’a tövbe ediyorum. Senden af diliyorum. Beni affet.” Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir Uyeyne’yi de amcaoğullarını da affeder; onlara iyi davranır; yedirir-içirir, giydirip gönderir.18

Bu hâdise Tüleyha’ya ulaşınca pişmanlık duyar. Şiir yazıp Hz. Ebû Bekir’e gönderir. Bu şiir, Hz. Ebû Bekir’i çok duygulandırır. Tuleyha’nın Medine’ye dönme niyeti vardır; ama bu niyet Hz. Ebû Bekir’in vefatına kadar gerçekleşmez. Hz. Ömer halife olunca, tövbe eder, müslüman olur ve Hz. Ömer’in huzuruna çıkarılır. Hz. Ömer, Tüleyha’ya sebep olduğu ölüm hâdiselerini hatırlatarak, “Sabit b. Erkam ve Ukkaşe b. Mihsan’ı öldürdüğün hâlde Cehennem’den kurtulmayı nasıl ümit ediyorsun.” diyerek sitem eder. Onun cevabı ise, “İyi ki, tersi olmamış. Çünkü ben ebedî Cehennem’de olacaktım.” olur. Karşılıklı konuşmalar cereyan eder. Hz. Ömer sözlerinin samimiyetine güven duyduğunda alaka gösterir, daha sıcak davranır, yanında kalmasına müsaade eder. Sonra da, Hz. Sa’d b. Ebi Vakkas’la birlikte gönderir. Onun için, yâd-ı cemil bırakarak İslâm’a hizmet etti, denilir.19

Malik b. Nüveyr Hâdisesi: Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Temim kabilesine bazı kişileri görevli olarak tayin eder. Malik b. Nüveyr de bunlar arasındadır. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) vefat ettiğinde bazı kabileler zekâtlarını Hz. Ebû Bekir’e gönderir. Fakat Malik göndermeyenler arasındadır. Yalancı kadın peygamber Secah’ın da oraya gelmesiyle, istenmedik olaylar gelişir. Temim oğulları yaptıklarına pişman olur ve İslâm’a geri dönerler. Malik hâlâ kararsızdır. Kabilesiyle birlikte bir yerde toplanır. Tuleyha’dan sonra Hz. Halid’in kendileri üzerine geldiğini öğrendiklerinde, dağılırlar. Esir alınanlar arasında Malik de vardır. Hz. Halid öldürülmelerini emreder. Malik: “Ben namaz kılan bir müslüman olduğum hâlde beni öldürecek misin?” karşılığını verir. Hz. Halid ise “Eğer müslüman olsaydın, zekât vermemezlik yapmazdın ve kavmine de vermemelerini emretmezdin.” diyerek öldürülmesi emrini yineler. Hz. Ebû Bekir bu hâdiseyle ilgili onun içtihadında hatalı olduğunu beyan eder.20

Yalancı Peygamber Müseylime: Müseylime’nin peygamberlik iddiası Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde başlar. Fakat Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde olumsuz münasebetlere rağmen, pek fazla bir şey yapılmaz. Hz. Ebû Bekir döneminde ilk önce diğer kabilelerden başlanması, Müseylime’nin ününün daha da artmasına sebep olur. Başlıca iddiası şunlardır: “Kureyş nübüvvete ve imamete neyle sizden daha fazla layık oluyor? Onlar sizden ne sayıca daha fazla ne de daha şerefli. Mallarınız da onlardan daha çok. Üstelik her gün Cebrail bana da geliyor.” Bu ün, yalancı kadın peygamber Secah’ı da cezbeder, yanına gider ve evlenerek karı koca peygamber olurlar (!) Bu hâdise, Hz. Ebû Bekir döneminde yapılan şiddetli savaşlar neticesinde Müseylime’nin öldürülmesiyle sona erer.21 Bu kabilenin ileri gelenleri, yeni bir fitneye sebebiyet vermemeleri için belli bir yerde mecburi ikametle cezalandırılır. Hz. Ömer’in hilafetinin ilk yıllarında bu kişilerin fitneye sebebiyet vermeleri ihtimali bulunmadığı için, cezaları affedilir ve kabilelerine geri gönderilir.

Bahreyn Bölgesi: Bahreynliler “hilafete İbn Ebi Kuhafe’den daha layığız.” iddiasındadırlar. İran’la gizli anlaşma yaparlar. Müslüman olanlara karşı savaş başlatırlar. Bazen müslümanlar bazen de diğerleri galip gelir. Fakat sonunda oradaki müslümanları muhasara ederek aç bırakırlar. Hz. Ebû Bekir bunlara yardım gönderir ve mağlup edilirler. Farslılara da eman verilir. Liderleri Münzir, çok pişman olur ve Hz. Ebû Bekir’e bir mektup gönderir.22

Yemen Bölgesi: Hz. Ebû Bekir halife olunca, Eş’as b. Kays: “Bu iş Ebû Bekir’den sonra ne olacak?” diyerek isteksizliğini belirtir. İçlerinden birisi, müslümanların kazandıkları zaferleri emsal göstermesine rağmen, Eş’as, coğrafî konumlarının Medine’ye uzak olmasının kendi lehlerine olduğunu söyler. Halk iki gruba ayrılır. Bazıları namazlarını kılmaya ve zekâtlarını vermeye devam ederken, diğerleri zekât vermemeye ve isyana yeltenirler. Bu hâdiseler karşısında Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) Yemen valisi olarak görevlendirdiği Hz. Ziyad çok üzgündür. Bazıları isteyerek bazıları da istemeyerek zekâtlarını verirler. Zekât develerine ait bir hâdise de savaş sebebi olarak gösterilir. Muhtemelen bu hâdise, aysbergin görünen yüzüdür ve savaş kıvılcımından ibarettir. Çünkü bir damla, ancak dolu bir bardağı taşırır.

Hz. Ziyad, biriktirdiği malları Medine’ye gönderir ve gönderdiği kişiye, Hz. Ebû Bekir’i olaylardan haberdar etmemesini de tembihler. Diğer bölgelere gider ve onları itaate çağırır. Onlar da, “Ey Ziyad! Bizi, ne size ne bize hiçbir ahdi olmayan bir kişiye mi itaate çağırıyorsun?” karşılığını verirler ve tartışmalar hilâfet ekseninde sürer. Hatta Hz. Ziyad’ı öldürmeye bile yeltenirler. Akabinde kendisi Medine’ye gelir ve olanları anlatır. Hz. Ebû Bekir, Hz. Ziyad’ı yeni bir müfreze ile bunların üzerine gönderir. Bu haber bazılarını tedirgin eder, “İtaatimizi bildirelim ve gönüllü olarak zekât mallarımızı edâ edelim.” derler. Bazıları aksi kanaattedir. Eş’as da pişmanlık duyar gibidir.

Hz. Ziyad önce Eş’as üzerine yürür; ama Eş’as, Hz. Ziyad’ı mağlup eder. Sonunda hâdiselerden Hz. Ebû Bekir haberdar olur ve çok üzülür. Eş’as’a hitaben bir mektup yazar; “Eğer dinden dönmene ve zekât vermemene valim Ziyad sebep olmuşsa, onu azlediyorum. Size istediğiniz kişiyi vali atayacağım.” Eş’as, mektubu okuduktan sonra elçiye şöyle söyler: “Arkadaşınız Ebû Bekir, biz kendisine muhalefet ettik diye bizi küfürle itham ediyor; fakat arkadaşın kavmimi ve amcam oğullarını öldürdüğü hâlde onu küfürle itham etmiyor.” Elçinin “Çünkü sen müslümanların cemaatine muhalefet ettin.” cevabı üzerine, Eş’as’ın yeğeni elçiyi öldürür. Bazıları bunu kınasa da, Eş’as “Öldürülmesini emretmedim; ama bu katli fazlaca da umursadığım söylenemez.” diyerek duygu ve düşüncesini ifade eder. Savaş yeniden patlak verir ve sonunda takviye bir güçle hâdiseler bastırılır.

Eş’as, Hz. Ebû Bekir’in huzuruna çıkarılır. Bu arada Hz. Ömer, “Ey Allah resulünün halifesi, bu Eş’as b. Kays’dır. Müslüman’dı, Peygamberime iman etti, Kur’ân okudu, haccetti. Sonra da dininden döndü ve zekâtı vermedi. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘Kim dinini değiştirirse, onu öldürünüz.’ buyurdu. Onu öldür, onun kanı helâldir.”23 diyerek görüşünü belirtir. Eş’as ise şöyle cevap verir: “Ey Allah Resulü’nün halifesi, ben ne dinimi değiştirdim ne de malımda cimrilik ettim. Fakat valin Ziyad, kavmime zulmetti. Suçsuz olanları öldürdü. Olayları tasvip etmedim. Kavmimden yardım istedim ve onlarla savaştım. Olanlar oldu. Yemenli bütün esirleri serbest bırak ki, kız kardeşini de benimle evlendirmen şartıyla yaşadığım sürece sana yardımcı olayım. Ben sizin için iyi bir akrabayım. Bu, Ömer b. Hattab’ın görüşünden daha iyidir.” Hz. Ebû Bekir bir süre suskun kalır. Sonra da başını kaldırır ve “Hayırlı olsun.” ifadesini kullanır. Hz. Ebû Bekir, Eş’as’a son derece iyi davranır24.
Eş’as, Hz. Ebû Bekir’in huzuruna çıkarılır. Bu arada Hz. Ömer, “Ey Allah resulünün halifesi, bu Eş’as b. Kays’dır. Müslüman’dı, Peygamberime iman etti, Kur’ân okudu, haccetti. Sonra da dininden döndü ve zekâtı vermedi. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘Kim dinini değiştirirse, onu öldürünüz.’ buyurdu. Onu öldür, onun kanı helâldir.”23 diyerek görüşünü belirtir. Eş’as ise şöyle cevap verir: “Ey Allah Resulü’nün halifesi, ben ne dinimi değiştirdim ne de malımda cimrilik ettim. Fakat valin Ziyad, kavmime zulmetti. Suçsuz olanları öldürdü. Olayları tasvip etmedim. Kavmimden yardım istedim ve onlarla savaştım. Olanlar oldu. Yemenli bütün esirleri serbest bırak ki, kız kardeşini de benimle evlendirmen şartıyla yaşadığım sürece sana yardımcı olayım. Ben sizin için iyi bir akrabayım. Bu, Ömer b. Hattab’ın görüşünden daha iyidir.” Hz. Ebû Bekir bir süre suskun kalır. Sonra da başını kaldırır ve “Hayırlı olsun.” ifadesini kullanır. Hz. Ebû Bekir, Eş’as’a son derece iyi davranır.